25 Mart 2020 Çarşamba

Koronavirüsten Sonrası

Koronavirüs hadisesi ile ilgili naçizane bir-iki tespitim oldu: Birincisi, aslî zannedip oyalandığımız pek çok şeyin tâli mevzular olduğunu fark ettim. Tehdit geçince muhtemelen birbirimizi yemeye başlarız gene. İkincisi, kimi sağlık sorunları için aktarları, kuantum tedaviyi, kertenkele kuyruğunu veya karabiberi vs. öneren insanların, ciddi bir salgınla, ciddi bir hastalıkla başbaşa kaldıklarında bilime sarıldıklarını fark ettim. Feyerabend hortlasa ve “bilim de bir yorumdur”, “ha astroloji ha astronomi, aynı şey” dese, bir başkası “modern tıp bir kurgudur” filan dese herhalde onları ilkin sıradan vatandaş terslerdi bugün: "Ya bi'git işine deli!" diyerek.

Üçüncüsü, totaliter rejimlerin halk tarafından talep edilebileceğini fark ettim. Baskının ve her şeyin gözetlenip denetlenmesinin tepeden inmesinden değil, bizatihi halkın bunu istemesinden söz ediyorum. Sokağa çıkma yasağını, daha sert tedbirleri filan vatandaşlar istiyor. Sanırım bunda Çin’in, olağanüstü sert tedbirlerle salgını zaptetmiş olmasının payı büyük. Önce itici geliyordu, “ya bu Çin ne kadar baskıcı bir devlet” deniyordu. Bizde özgürlük vardı. İtalya’da özgürlük vardı. Liberal demokrasilerde olmazdı öyle şey. Bireyin seyahat hakkı vardı. İnsan hakları vardı. Sen kimdin ki benim nerede duracağıma karar veriyordun vs.

Ne var ki, malûmunuz olduğu üzere daha özgür yerler fena çuvalladı. Her zaman Kıta Avrupası'na göre (Cezayir'i "küçük Fransa" yapmak isteyen, Anglo-saksonların tersine kontrol, müdahale ve dönüştürme yanlısı Kıtalılar diyelim) daha serbest olan, Deleuze'ün deyişiyle "yanında ikamet eden", yani mesela Hindistan'ı işgal ettiğinde onların kültürüne, inancına, giyimine müdahale etmeyen İngiltere bile, ilkin yine saldım çayıra yaklaşımını benimsese de iş çığrından çıkınca sert tedbirler aldı. Koronavirüs tehditini atlatsak da, sanıyorum, yakın geleceğin tartışmalarından birisi olacaktır özgürlük mü denetim mi mevzuu.

Ha bir de, kitlesel turizmin sonu gelebilir. İleride en azından kota konabilir. Herkes canının istediği ülkeye gezmeye gidemeyebilir ve ülkeler artık “bu yıl 150 milyon turist ağırladık” yarışını bırakabilir. İleride öyle altı ay sonrasına uçak bileti alamayacak, o kadar öngörülebilir, sabit bir dünyada yaşamayacağız belki.

Bakalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder