11 Ocak 2020 Cumartesi

Hayvanseverlikten İnsan Nefretine

Hayvanseverler evsiz bir adamın köpeğini, “köpeğin o şartlarda iyi yaşayamadığı” gerekçesiyle zorla, adamı ite kaka elinden alıyor. Adamla köpeğin arasında oluşmuş duygusal bağı hiçe sayıyorlar; yaşlı ve bitap düşmüş adamın itile kakıla yerde sürünmesini, köpeğini bırakmamak için ağlarcasına çıkardığı tiz sesiyle mücadele edişini hiçe sayıyorlar; hayvanı kurtarmayı önemseyip insanı kurtarmayı es geçiyor, hepsini geçtim, olaylara ve kişilere müdahale etmeyi kendilerine hak görüyorlar. "Hayvan üstün ırktır, insan aşağılık bir tür” gibi, “insan ırkı artık yok olmalı” gibi asıl türcü -ve aynı zamanda mazoşist- cümlelerle buralara varılacağı belliydi zaten.

Beyaz adamın dünyaya ihraç ettiği yeni ideolojiler bunlar. Bizim gibi, dünyanın geri kalan bölgelerinde olup, batıdan çıkma her yeniliğe elinde tuzla koşmaya meraklı insanlarsa anında kucaklıyor bu ideolojileri. Kendi haklılığından o kadar emin olunca gücün nispetinde müdahale etmeye de başlıyorsun tabi. Adamın köpeğini zorla elinden alan hayvanseverlerin, kendi haklılıklarından zerre şüphe duyduklarını sanmıyorum. İyilik yaptıklarından o kadar eminler yani.

Aktivizm/eylemciliğin bu müdahaleci formu, hani eskiden bari "ekonomik sistemi yıkalım, devrim yapalım da insanlığı kurtaralım" diye, bana kalırsa daha iyi ve gerçekçi bir hedefe yönelen eski, makro ve örgütlü mücadele formundansa mevcut, mikro, köksaplı, saman alevi gibi orada burada yanıp sönen, gelip geçici ve dolayısıyla hiçbir halta yaramayan bu yatay formu o kadar itici, o kadar sevimsiz ki, aktivist dedin mi istemsizce yüzüm ekşiyor artık. Çağın yeni dinlerinin havarileri öyle iman etmiş ki onlarla tartışamazsın; çünkü hep vicdana referans verirler. Tebliğ ederler, akıl verirler, seni vicdansızlıkla suçlarlar, yok olmanı isterler ve güçleri yettiğinde müdahale ederler. 

Blackfriday haftasında da, yine beyaz, has Avrupalılar, AVM’lerin girişini tutmuş, tüketmeyelim diye, alışveriş yapmayalım diye geleni içeri sokmuyorlardı. Canım ya, bak, beyaz adam bizi düşünüyor! Arap asıllı bir göçmense indirimden televizyon almak için, kurdukları beden bariyerini aşmaya çalışıyor, “n’olur, bırakın geçeyim!” diye yalvarıyordu. Ama çok bilmiş Avrupalı, yine onun, o göçmenin “iyiliğini” düşündüğünden müdahale ediyor ve sokmuyordu onu içeri. Beyaz adamın müdahale ettiği konular/içerik değişse de, müdahale etme alışkanlığı, ahlâk dersi verme, insanları doğruya yöneltme, onları “adam etme” alışkanlığı hâlâ aynı yani. Bizden de maşallah tam destek var.

Modernlikte devlet müdahale ederdi, postmodernlikte müdahaleci gruplar tabanda, kendiliğinden çıkıyor artık. Üstelik bunu yaparken iyiliğimizi istediklerine inanmışlar –işin sakat yanı bu. Sağlıklı Beslenme Aktivizmi çıkar mesela yakında. Restoranları ve süpermarketleri gezip ağzımızdan lokmamızı, önümüzden tabağımızı alırlar. “Ama bu yemek hayvansal!” derler, “ama bu bakliyat GDO’lu!”, "ama kızartma sağlıksız!" derler. Yanılma ihtimallerini düşünmedikleri için emin olun yaparlar bunu. Hiç şaşırmam yani.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder