5 Haziran 2019 Çarşamba

Şeker Bayramı ve Akrabalar

Bayramlarda akrabalarla görüşmekten bu kadar şikayet edilmesini anlamıyorum. Her seferinde, özellikle yirmi ila kırk yaş arasındaki kişilerin yakınmaları düşüyor önüme. Cidden, “ne zaman evleniyorsun?” sorusu sizin için bu kadar büyük bir zulüm mü? Küfür gibi bir şey mi? Evli değilim, evlenmeyi düşünmüyorum da; ama insanlar, özellikle beni uzun zamandır görmemiş veya düzenli olarak görüşmediğim insanlar, aile olsun, akraba olsun, komşu olsun, böyle şeyler sorabilir. “Düşünmüyorum” dersin. “Böyle mutluyum” dersin. Bu kadar zor mu bu?

Evlilik ve bayram ziyareti gibi konuların birer dayatma olduğunu söylerken tam olarak neyi kastediyorsunuz? Yani zorla nikâh masasına oturtup kafanıza silah mı dayıyorlar? Bir sürü insan var evlenmeyen. Kimse zorunda filan değil. Eğer akrabaları sosyal ağlarda eklemeyecek kadar onlardan utanıyorsanız, onlarla hiçbir ortak noktanız yoksa, bir görüşünüz olduğunda onu ifade etmeye, onlara katılmadığınızda bunu açıkça söylemeye bile çekiniyorsanız neden ilişkinizi tamamen kesmiyorsunuz?

Nadiren görüştüğünüz kişilerle Kafka üzerine, Nuri Bilge Ceylan filmleri üzerine filan mı konuşuyorsunuz mesela? Bu insanların size aile, iş, eğitim ve sağlık gibi daha genel konulara dair sorular sorması doğal değil mi? İnsanlarla bir araya gelmeden önce “bana şunu sorsun ama bunu sormasın” gibi sipariş vermek ne kadar mümkün? Bunda bu kadar rahatsız olacak ne var? “Okul n’oldu?”, “ne zaman evleniyorsun?”, “iş bulabildin mi?” gibi soruları siz de sorabilirsiniz. Evli bir çifte “üçüncü çocuğu ne zaman yapacaksınız?” diye sorabilirsiniz mesela. Onlar da size sorabilir. Büyütülecek bir şey değil.

Ramazan Bayramı’nın diğer adı Şeker Bayramı. Tatlı ve şeker ikramının en çok yapıldığı dönem Ramazan ayı ve bayramı olduğu için öyle denmiş zamanında. Şimdilerde gördüğüm, pekçok kişi yine Şeker Bayramı demek istiyor ama tepki görmekten çekindikleri için olsa gerek, “Şeker tadında bayramlar!” yazıyor. Galiba fabrika ayarlarımıza döneceğiz ve bu ürkeklik geçince tekrar hem Ramazan hem Şeker Bayramı diyenlerin sayısı artacak.

Ben oruç tutmuyorum. Baskı da görmüyorum. Çocukluğuma göre ortam daha iyi. Nispeten küçük bir ilçede bile dışarıda bazı mekânlar açık oluyor. Koşulara devam ediyorum. Kimse sormuyor neredeyse ama tek tük soran olursa "oruçlu değilim” diyorum. Yanıtım olağan karşılanıyor. Herkes özgür. Bir baskı ortamı varsa, bunda oruç tutmadığı hâlde oruç tuttuğunu söyleyenlerin payı var asıl. Soran olursa, tutuyorsan "tutuyorum", tutmuyorsan "tutmuyorum" dersin, çok mu olağanüstü bir iş bu? 

Bir keresinde anneme gittiğimde komşu bir teyze çocukluk yıllarıma dair, babamla annemin boşanması gibi konulara girmişti. Nazikçe, “sizi tanımıyorum teyze. Böyle ailevî konuları sizinle konuşmak istemem” demiştim. Açık ve net olmak güzel şey. Sert değil, sakince. Ne diyeceksen söylemek lazım. O zaman kimseden rahatsız olmuyorsun. O diyeceği varsa diyor, sen diyeceğin varsa söylüyorsun. Bu kadar basit.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder