1 Haziran 2019 Cumartesi

Komplo teorisyeni arkadaşların, bizler bir türlü göremezken “büyük resmi”, “büyük oyunu”, “görüntünün ardında yatan gerçekliği” gören arkadaşların içi ne zaman soğuyacak? Evet, Facebook, Twitter, Instagram Amerikan markaları. Diyorsunuz ki, bu şirketler aslında özel hayatlarımıza dair bilgileri depoluyor ve onlar aracılığıyla Büyük Birader bizi gözetliyor. Peki, öneriniz nedir? Bu sitelerin Türkiye’de erişime kapatılması mı?

Kaldı ki, ortalama yurttaşın bilgilerinin, tercihlerinin ve paylaşımlarının CIA'in umrunda olduğunu hiç sanmıyorum. Kendimizi o kadar da önemsemeyelim. Olsa olsa firmalar, tercihlerinize göre satın almanızın daha muhtemel olduğu ürünleri önünüze koyarlar, o kadar.

Diyorsunuz ki Google bizim tercihlerimizi yönlendiriyor, arama sonuçlarında şunu değil de bunu üst sıralara çıkartıyor ve bize yanlış bilgileri dayatıyor. YouTube aslında bilinçdışımıza propaganda yaparken cep telefonlarımız sesimizi dinliyor, konumumuzu takip ediyor, FBI, CIA filan her şeye muktedir ve bizler enayi gibi tüm bilgilerimizi internette paylaşıyoruz. E tamam, çözümün nedir? Cep telefonlarını, GPS teknolojisini ve Google’ı da mı kullanmayalım?

Türkiye’de YouTube yıllarca kapalı kalmışken, bu gibi tespitler yapıp emniyeti göreve çağırırken, her tiviti “@emniyetgm” diye bitirirken amacınız tam olarak nedir? Yani mesela Twitter algı yönetimi yapıyor, tamam, Twitter’a erişim kapatılsın mı? O zaman mı rahatlayacaksınız? Amerikan dizileri, Netflix, HBO filan Amerikan propagandası yapıyormuş ya mesela, ee, n’apalım Netflix’e de erişimi engelleyelim mi? Herkes yerli dizi izlemek zorunda mı?

Türkiye’de Orwell’in 1984’ü çok satan kitaplara girdi son zamanlarda; ama ben Türkiye’de 1984’ün tersine işleyen bir süreç görüyorum. Yasak, sansür ve erişim engeli talepleri bizatihi halkın kendisinden geliyor. Bu işin sonu yok. Herkes her şeye özenebilir ve herkes her şeyden rahatsız olabilir. Bir filmde silahlı çatışma sahnesi olduğu gerekçesiye yasaklanması önerilebilir. Bu kusursuz sterillik arzusunun, bu sürekli arınma isteğinin varacağı bir son durak yok.

Büyük resmi gören, internetin hepimizi köleleştiren bir mecra olduğunu, üst-aklın bir oyunu filan olduğunu düşünenler ve sürekli yeni yasak talepleri dillendirenler dilerlerse bu mecralarda yer almayabilirler. Geçmiş nostaljisinde olduğu gibi, hani sobayı özlüyordur ya, yahut yer sofrasını, e kur abi sobayı hemen, at telefonu çöpe, ye yemeğini yerde, bunlar yasak değil ki? Bunları yapmana bir engel yok ki? Bu iş ona benziyor. Kullanmayıver interneti, Google'ı ya da sosyal ağları?

Sosyal ağlarda hangi içerikleri takip edeceğimiz bizim tasarrufumuzda. Nitelikli insanları takip edersen önüne nitelikli içerikler düşer. Kötü içerik sosyal ağların suçu değil; zira buralarda içeriği inşa edenler bizleriz. İnternette ister gündeme dair, ister bilimsel veya edebî metinler okur, istersen ona buna küfreder durursun. 

Sorun kişilerde, internette değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder