19 Haziran 2019 Çarşamba

İnzivaya Doğru

Birkaç yıl yalıtmak istiyorum kendimi. Küçücük bir kasabada, belki bir köyde yaşamak, kışın fırtınalı, karanlık havalarda masa lambamı yakıp oturmak, yazmak, dünyadan soyutlanmak istiyorum. Herkesin hayali kendine. Işıklı metropollere olan ilgim yavaş yavaş söndü. Tiyatrolar, seminerler, kitabevleri umrumda değil. Sinemaya gitmek ilgimi çekmiyor. Ben inzivaya çekilmek istiyorum. Kısmen yaşadığım inziva hâlini daha da arttırmak, daha da güçlendirmek istiyorum.

İl dışı atamalar açılınca okullara bakıp hayaller kurdum. İstesem hemen yazarım Bozcaada’yı! Hemen yazarım Edirne’nin Enez ilçesinin Yenice Köyü Ortaokulu’nu! Saroz Körfezi’ne yakın, mis gibi yer. Hem de nasıl tenha. Şimdilik evime biraz daha doyayım, ödemeleri de azalsın ve bana daha az dokunur, beni daha az sarsar hâle gelsin, o vakit, muhtemelen iki yıl sonra basar giderim. Giresun'un Tirebolu'suna da öyle gitmiştim. Gene giderim. Ama daha küçük bir yer olmalı. Tutan mı var?

Evi taşımam. Ev aynen dursun. Tek bir eşyayı dahi taşımam. Yazın, Temmuz ve Ağustos aylarında memlekete döner, evimde takılırım. İnsanlar yazın tatile gider, ben memlekete dönerim. Bozcaada asıl yazın güzelmiş, Enez, Saroz Körfezi, bilmem ne gölü asıl yazın güzelmiş, kışın ne işim varmışmış oralarda, manyak mıymışım, rahat mı batmış bana? Doğrudur, kışı oralarda geçirmek istiyorum asıl. Soğuk, deniz, rüzgâr, ıssızlık ve nem. “Fuuu” diye esen rüzgârın sesini ve kapının gıcırtısını seviyorum. Masa lambasının sarı ışığını seviyorum. Florasan ışığını hiç sevmem. Bembeyaz. Ofis gibi. Iyk.

Kitap götürmem yanımda. Kobo yetiyor. İki yüz elli gramlık kişisel kütüphanem. Hep yanımda. Yanımda hepi topu iki tane valiz götürürüm. Evi hayatta taşımam. Burası benim kürkçü dükkanım. Ama üç-dört yılı uzakta, küçücük bir yerde, soğuk, ürpertici, karanlık kışlarda azıcık öğrenciyle, kalabalıktan ve koşuşturmacadan uzak geçirmek istiyorum. Gittiğim yerde eşyalı bir ev bulurum herhalde. İlçede bir ev bulurum illa ki. Olmazsa bir pansiyon bulurum. Basar giderim. Sıcak su olan her yer benim evimdir. Yeni bir ortama uyum sağlamam en fazla bir saat sürer. “Ay orada kalamam, burada uyuyamam, şuraya kıvrılamam” demem. Her yer benim. Hepsi. Anında adaptasyon.

Zihnim berrak. Biraz daha pişmem, daha da demlenmem lazım. Henüz eksik duyuyorum kendimi. O gün geldiğinde 3-5 kış inzivaya çekileceğim. Bir şeyler yazmam gerekecek. Otobiyografi desem değil, düşünce desem değil, ben de bilmiyorum ne olduğunu. Hem o hem bu, ne o ne bu. Bakalım. Şimdilik okumalara devam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder