11 Haziran 2019 Salı

Instagram Hesabımı Sildim

İki yıla yakın orada durduğum hâlde kendimi ortama ait hissetmiyordum. Orada durma sebebim herkesin orada olmasıydı. En sonunda Instagram hesabımı kapattım.

Zamanla anlarım diyordum. Neredeyse iki yıl oldu ama anlayamadım Instagram’ın neden bu kadar sevildiğini. Evet, görsel bir çağda yaşıyoruz, tamam; ama ben gibi görselle, fotoğrafla pek arası olmayan birisiyseniz o ortam size hitap etmiyor işte. Kaldı ki, Facebook’a da fotoğraf konabiliyor zaten. Ama Instagram’a yazı konamıyor. Yazıları yükleyebilmek için grafik işleme yazılımı kullanıyor, metinleri görsele dönüştürmem gerekiyordu. O işten de kurtuldum neyse ki. Oh be.

Şimdi cinsiyetçilik yapıyorsun diyebilirsiniz ama Instagram bana başından beri daha kadınsı geldi. Erkeklerde, ben dahil, gördüğüm kadarıyla fotoğraf merakı, görsel merakı daha az. Yani erkeklerin bir mekânda kendi fotoğrafını çekip paylaşması pek alışıldık değil. Tuhaf duruyor zaten. Kendi fotoğrafımı çekip çekip paylaştığımı tasavvur bile edemiyorum. İçgüdülerimizde mi yoktur, nedir? Hikaye özelliğini de Twitter gibi kullanıyordum bazen. Kısa cümleler için. Hadi diyordum, belki okuduğum bir kitabın sevdiğim sayfasını paylaşırım; ama yok, o ortamın ruhu buna uygun değil.

Hiç anlayamadığım hikayeler araba sürerken atılanlar oldu. Belki zamanla anlarım dedim ama kafam basmadı. Trendlerden, keşfet kısmından hiç tat almadım. Ne zaman keşfet kısmına girdiysem kadın oyuncuların güzel fotoğrafları çıktı karşıma. Tamam, çok güzeller ama eee? Yani fotoğraf bakıp duracak mıyız? Ben hiçbirini tanımıyorum ki, neden dizi oyuncuları çıkıp duruyor karşıma?

Dediler ki "bak", şarap uzmanlarını takip et, ilgilendiğin konuyu takip et. Güzel, ettim de. Ama adamlar sürekli görsel paylaşıyor. Kısacık, on saniyelik videolar. Şuradayız, festivaldeyiz vs. Hani bilgi? Bir şey öğrenemiyorum ki? Fotoğraf ve kısa video görüp duruyorum. İlgilendiğim konuları da görsele indirgemişler yani. Çıktım takipten.

“Facebook 40 yaş üzeri ya, artık herkes Instagram’da” denir. Facebook deyince insanlar burun kıvırır; gelgelelim benim burada takip ettiğim çok sayıda nitelikli kişi var. Felsefeciler var. Felsefeciler içerisinde çok genç olanlar var. Adam 18 yaşında, 20 yaşında, analitik felsefe üzerine görüşlerini paylaşıyor mesela. Ben daha ziyade gündelik değiniler yapıyorum, benden çok daha derinlikli, entelektüel metinler yazanlar, tartışanlar var. Ne diye hor görülüyor Facebook bu kadar?

Hasılı sevemedim Instagram’ı. Herkes orada olduğu için bir süre durdum ama benlik değilmiş. Hani bir görsel var, sarımsağın bir dişini çıkartmış ve yerine mandalina dilimi koymuşlar. Kendimi o mandalina dilimi gibi hissediyor, ortama yabancı buluyordum. Zorlamanın anlamı yok. Çıktığım iyi oldu. Sevene de sözüm yok. Hor gördüğümden değil. Çoğunluğun Instagram'ı sevdiğini biliyorum. Ben sevemedim sadece.

Birbirimizle etkileşime girdiğimiz ortam ne olursa olsun, hiç değilse birkaç paragraflık metinler yazamadıktan sonra kıymetsiz geliyor bana.

Farewell Instagram!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder