28 Mayıs 2019 Salı

Emeklilikte Yaşa Takılanlar

Emeklilikte yaşa takılanlar gündemde. Ben artık altmış yaşından önce emekliliğin mümkün olmadığına inanıyorum. Evet, yeni nesil daha da şanssız bu konuda. İnsanlar zamanında kırk yaşında emekli oldu ama çocuklarınız belki emeklilik yüzü göremeyecek ve ileride emeklilik diye bir konsept kalmayacak.

İnsanların çoğunun, her ne kadar sorduğunuzda mesleklerinin onlar için yaşamlarını idame ettirmekten, yani para kazanmaktan öte bir anlam taşıdığını söyleseler de, fırsatını bulsalar çalışmayacaklarına inanıyorum. Cennet imgeleri bile öyledir: Havai adası gibi güneşli bir ortam. Boyunlarına çiçeklerden halkalar geçirmiş, dans eden güzel kızlar, sınırsız yeme-içme, sofralar, şaraplar, müzik, eğlence ve uyku. Ben hiçbir dinin cennetteki iş hayatından bahsettiğini görmedim. Mitolojide böyle bir şeye rastladığımı hatırlamıyorum. Cennet sınırsız tembellik ülküsüdür.

İnsanların çalışmak istemediğini rakamlarda da görüyoruz. Bir ara TÜİK verilerinde görmüştüm. Türkiye’de çalışanların toplam nüfusa oranı %25-26 kadarmış. Elbette öğrenciler var, çocuklar var. Yine de rakam düşük. İnsanımız çalışmıyor. İşsizlik var, doğrudur ama çalışmamaya yatkınlık da var bizde. Ev hanımları milyonlara tekabül ediyor. Çok erken yaşta emekli olanlar var. Bir de sosyal yardımlarla geçinenlerin sayısı az değil. O kadar ki, psikiyatrist bir arkadaş kendisine “Hocam benim psikolojim bozuk, depresyondayım. Devlet beni maaşa bağlamaz mı bunun için? Bir rapor yazsanız!” gibi taleplerle gelenlerden bahsediyordu :) “Şunun şurasının burasından bir şey göstertsem de kendime aylık bağlatsam” diye düşünen ve bunun için uğraşanlar az değil.

Emeklilik yaşı giderek yetmişe çekilecek ve en sonunda öyle bir hak kalmayacak yeryüzünde. Benim gördüğüm bu. Devrim filan da olacağı yok. Yani sanmıyorum Dünya’da sosyalist devletlerin kurulup zenginin mülkünü kamulaştıracağını, pastayı eşit ya da eşite yakın dağıtacağını. Universal basic income, yani robotlar çalışsın ve devlet bize çalışmasak da yurttaşlık aylığı bağlasın gibi bir uygulama da olsa olsa yedi-sekiz nesil sonra olur. Peki ne yapacağız?

Bence çalışma ortamlarımızı güzelleştirmemiz lazım. Birbirimizin ayağını kaydırmak, kusurunu bulup istismar etmek gibi huyları bırakmamız lazım. İşyerinde önplanda olacağım diye yırtınmak çok itici durabiliyor. Hep birlikte, belki ölene dek çalışacakken hayatı birbirimize zehretmemizin anlamı yok. Bir arkadaş bu rekabetten öyle yıldı ki, Çek Cumhuriyeti’ne gidiyor şimdi. İş başvurusu kabul edilmiş. “Bir yere yemeğe gittik diyelim” demişti, iş arkadaşı telefonda “yemeğe geldik” demiyormuş mesela, “arkadaşları yemeğe GETİRDİM” diyormuş 😊 Bu gibi ucuz kurnazlıklarla sivrilme çabaları gerçekten acınası.

Ortam huzurluysa çalışmak ağır gelmez. Evet, naif bir görüş olduğunun farkındayım ama bizi kurtaracak olanın iş ortamındaki ilişkilerimizi daha insanî hâle getirmemiz olduğuna inanıyorum. Aksi takdirde ölene dek birbirimizi yer dururuz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder