23 Mayıs 2019 Perşembe

Beyaz Yakalıların Yoksulluğu ve Pembe Otobüsler

“Beyaz yakalılar yeni işçi sınıfıdır” gibi cümleler duymuşsunuzdur. Gerçekten doğru. Diplomalı ile diplomasız arasındaki fark eriyor. Özel bir kolej öğretmen alım ilanı vermiş mesela. Asgarî ücret vereceklermiş -ki ücretli öğretmenlik müessesesi varken ve kimi kolejler maaşları sürekli eksik, yarım ve geç yatırırken “asgarî ücret gene iyi” diyebilirsiniz ama durumun vahametini de gözden kaçırmamak lazım.

Ben bu durumun öğretmenlik dışındaki mesleklere de yayıldığını görüyorum. Yayılacak da. Her yerde üniversite var. Her yerde her bölüm var. Çok düşük puanlarla, çok düşük netlerle de illa ki bir yere giriyorsun. Tamam, kendini yetiştiren yetiştiriyor, ona bir lafım yok; gelgelelim, ihtiyaçtan fazla sayıda mezun olunca mezunların piyasa değeri de düşüyor tabi. O yüzden firmaların asgarî ücretle, bilemedin 2,500 lirayla mühendis alım ilanı vermesi, özel hastanelerin asgarî ücretle doktor alım ilanı vermesi yakındır -belki de hâli hazırda başlamıştır, araştırmadım.

Son diyeceklerime katılmayabilirsiniz. “Önemli olan para değil, idealler” diyebilirsiniz. Meslekleri bir saygınlık hiyerarşisine tabi tutuyor olabilir, “aynı gelire sahip olmaları beyaz yakalıyla mavi yakalıyı bir kılmaz” diyebilirsiniz. Ama şahsen, asgarî ücretle öğretmenlik yapacağıma, yeri geldiğinde zor sınıflarda sinir stres sahibi olup geceleri evde yazılı okuyacağıma, e madem geliri aynı, BİM’e, ŞOK’a filan girer raf dizer paspas yapardım daha iyi.

* * *

Şu "otobüste taciz" haberlerinden yıldım. Vallahi yıldım. Pes ettim artık ya. Tamam, bana uyar: Toplumun her alanında kadın ve erkeği birbirinden uzak tutalım. Bitirelim artık bu işi. 
Bize uygun değilmiş. Beceremedik bu işi. Artık “hayır! Kadın ve erkek kamusal alanda birlikte varolmalı” diye ısrar etmiyorum. "Bu insan olmanın, çağdaş olmanın bir gerekliliğidir!" filan da demiyorum. Gerçekten önemsemiyorum artık. Her yerde ayırsınlar bizi. Toplum olarak beceremedik insan gibi bir arada durmayı. Yapamadık kardeşim. 

Israrı bıraktım bırakmasına da, kadın ve erkeği ayırmanın zaten mümkün olmadığı sonradan kafama dank etti. Kamusal hayatı haremlik-selamlık tarzda düzenlemek ekonomik olarak mümkün değil. Altından kalkılamaz.

Düşünsenize, her masraf ikiyle çarpılır. Durakta otobüs beklediğinizi düşünün, ki ben her gün şehiriçi dolmuşuna binerim mesela, içi boş bir otobüs geliyor ama binemiyorsunuz. Niye? Aaa, kadınlara özelmiş. Bir başka otobüs geliyor ama o da erkeklere özel, kadınlar binemiyor. Düşünün, iki otobüs de yarısı boş gidiyor. Oysa cinsiyet temelli ayrılmasalardı tüm koltuklar dolacak, böylelikle tek otobüs yeterli olacaktı. Böyle har vurup harman savurursan iflas etmen yakındır.
Hastaneye gidiyorsun, nöbetçi doktor kadınmış. Olmaz! Ben erkeğim, o hâlde bir nöbetçi daha lazım. Erkek doktor da durmalı. Ne yani? Radyoloji uzmanı bir kadınmış, makineyle oramı buramı görecek, olur mu öyle rezillik? O zaman her hastane her branşta iki doktor çalıştırmalı, her bir cinsiyetten, çarp masrafları ikiye. Ne demek tek dahiliyeci var? Olmaz, derhâl bir kadın bir erkek dahiliyeci istiyoruz her ilçeye. 

Alışverişe çıktığımızda karşı cinsle muhatap olmamamız için tüm işyerleri her iki cinsten eleman çalıştırmalı. Çarp masrafları ikiye. Bir saniye, o işyerinde de kadınla erkeği bir arada tutacak hâlin yok herhalde? E o zaman birer oda daha lazım, daha büyük mekânlar kiralaman lazım. Çarp, çarp dostum, çarp ikiye, üçe, beşe.

İki cinsi birbirinden uzak tutmak, eşyanın tabiatına demeyeyim de, günün şartlarına aykırı yani. O yüzden hiç kaygılanmıyorum; çünkü ekonomik olarak müsrif, hatta gerçekleşmesi imkânsız bir talep bu. Yoksa şu haberlerde izlediklerimizi görmemek için karşı cinsten tamamen yalıtılsak bile sorun etmezdim. Ben bıktım çünkü taciz haberlerinden. Bana uyardı yani. Ayrılalım, tamam; ama mümkün değil. O yüzden taciz etmemeyi, insan gibi yaşamayı öğrenecek herkes. Başka yolu yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder