26 Mayıs 2019 Pazar

"19 Mayıs'ı Masaya Yatırıyoruz"

“Bu akşam 19 Mayıs’ı masaya yatırıyoruz.” Almayayım ya :/ Yatırmayın bence 19 Mayıs’ı masaya. 2002-2005 yıllarında Birikim dergisini okurdum. Derginin jargonunu, yazarlarını, tutumlarını filan neredeyse öngörebiliyordum artık. İletişim Yayınları’nın Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Ansiklopedisi var ya hani, onun Kemalizm cildini baştan sona okumuştum. Cildin büyük çoğunluğu Cumhuriyet ve tek parti dönemi eleştirisiydi. Atatürk’ün putlaştırılması, halkımızın arzu etmediği devrimlerin icra edilmesi gibi şeyler. Hevesle okur, anlamaya çalışır, yer yer hak verirdim. Sonuçta tarafsız bakmaya, ülkemin tarihini anlamaya çalışıyordum.

Aradan geçen yıllar bu tavrımı gözden geçirmeme sebep oldu. Yok arkadaş. Türkiye’de sağlıklı bir tartışma kültürü yok. Altta başka niyetler var. Zincirleme bir etkisi var bu işlerin. Tamam, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, tek parti dönemini, hatta kurucu liderini eleştir, dinlerim diyorsun, ki inanın bizdeki kadar yıpratıcı olanı ABD’de Benjamin Franklin'e yapılmıyordur, ip öyle hızlı kopuyor ki eleştiri bir anda Cumhuriyet ne yapmışsa hepsini reddetmeye varıyor. Ardından komplo teorileri geliyor. Atatürk ajandı diyenler, Batı’yı meydanda yendik ama İsviçre’den medenî kanunu ithal ederek yenilmiş sayıldık diyenler, ki bence iyi ki Batı’dan o kanunları almışız, Zübeyde Hanım’ı aşağılamak için burada söylemek istemediğim ithamlarda bulunanlar, Atatürk’e söz edip başıma iş almayayım diye İsmet İnönü’ne sövenler türüyor anında. O iklimde orta bire giden çocuk bile “öğretmenim askerler savaşırken Atatürk çadırında rakı içiyormuş” diyebiliyordu. 

2002-2011 arası diyeyim, böyle bir rüzgar esti. Sonra insanlar tepki vermeye başladı. İtiraf edelim, 19 Mayıs törenlerinde sıkılırdık öğrenciyken. Mecbur olmasak çoğumuz katılmazdık. Ama Cumhuriyet’e ve Atatürk’e yönelik eleştirinin önü açıldığında bunu hunharca, hoyratça yapanlar ve işi hakaret noktasına vardıranlar gördükçe insanlar “ne oluyor yahu?” demeye başladı. 2012’den itibarendi sanırım, insanlar kendi istekleriyle resmî bayramlara gitmeye başladı. Anıtkabir dolup taşar oldu. Zoraki değil gönüllü yürüyorlardı artık.

Sonuç olarak ben artık TV kanallarında ya da kimi dergi ve kitaplarda 19 Mayıs’ı, 29 Ekim’i, 23 Nisan’ı masaya yatıran görünce ilgilenmiyorum. Vallahi masaya yatırmak filan istemiyorum kardeşim. En ufak bir fırsatta bohçasında ne varsa birdenbire ortaya dökenleri gördükçe, en ufak bir ödün verdiğinde işin çirkinleştiğini gördükçe böyle masaya yatırmalardan haz etmez oldum. Cumhuriyet iyidir. Kazanımları çoktur. Resmî tarihi eleştireceksin diye uydurmalara, aşırılıklara ve mitlere savrulmanın anlamı yok. Bu tartışmalardan bir şey çıkmadı. En fazla televizyon programlarının reklam gelirleri artmıştır, halk olarak biz ise niyet okuma becerilerimizi geliştirmişizdir, o kadar.

Birikim’i almayalı yıllar oldu. 2002-2005 arası okuduklarımıysa klişe buluyorum artık. Geleceğe bakmak lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder