2 Nisan 2019 Salı

Yineleme Yerine Yenilik

Tekrar tekrar aynı şeyleri konuşmaktan sıkılıyorum. Bir keresinde bir seminere katılmıştık. Seminer dediysem, anekdotlarla dolu, nispeten eğlenceli, gelgelelim kayda değer bir şey kazanmadığımız bir konuşmaydı. Konuşmacı YouTube’da videoları olduğunu söylemiş, bunun üzerine eve gidince açıp bakmıştım. Videolar otuz saniye ila bir buçuk dakika süren, bize yaptığı konuşmada aktardığı anekdotların birebir aynılarını içeren kayıtlardı. Adam aynı sunumu, aynı konuşmayı başka ilçelerde de, belki yüz kez yapıyor, her yerde aynı anekdotları tekrar tekrar anlatıyordu.

Bu benlik bir şey değil. Çünkü sıkılırım. Bir konu üzerine okumuş, düşünmüş ve notlar tutmuşumdur. Daha sonra kafamda derlenip toparlanmış olan kanaatimi aktarır, belirli bir süre üzerinde dururum. Ama sonra terk ederim. Çünkü yeter kardeşim. Sıkılıyorum. Bir konuyu kafamda hallettikten sonra benim için o defter kapanıyor. Yeni sorunlarla uğraşmak istiyorum. Diyelim ki bilim felsefesi çalıştım bir süre. Zihnimdeki soruya yanıt buldum mu? Tamam, bitmiştir. Birkaç yıl önce yaptığım gibi sekülerleşme üzerinde mi duruyorum? Yazdık, çizdik, güzel ama tamam. Ömür boyu aynı mevzuyu konuşacak hâlim yok. Hele siyasetçiler gibi her Allah’ın günü aynı şeyleri günlerce, aylarca yinelemek, veya o bahsettiğim sunumu yapan kişide olduğu gibi aynı şeyleri bin kez tekrar etmek hiç de benlik işler değil.

Şimdi, tamam, eğer Heidegger uzmanı olma iddian varsa bir ömrü Heidegger çalışmaya adayabilirsin. Epistemoloji çalışıyorsundur, bu konuda uzmanlık iddian vardır, yirmi yılını ayırabilirsin. Buna bir şey demem. Kant ilk büyük eseri olan Saf Aklın Eleştirisi’ni yazdığında elli yedi yaşındaydı mesela. Yalnız, ben gibi belirli bir konuda uzmanlık iddiası olmayan, hakikatlerden ziyade kanaatlerle, yorumlama ile ilgilenen kişiler için tek bir konuya bir ömür adama gibi bir zorunluluk yok.

2019’da en çok okuduğum yazar Thomas Bernhard oldu. Yılın filozofu ise benim için Gadamer. Gadamer üzerine kitaplar okuyorum. Hakikat ve Yöntem’e de başladım. Satır satır, sabırla ilerliyorum. Acelem yok. Bir yıl, bir buçuk yıl sürsün. İki yıl sürsün. Gadamer’in yorumlama becerime katkı sunacağına inanıyorum. 

Felsefeye duyulan merakın, çağın egemen kabul ve değerlerini benimseyemiyor olmaktan kaynaklandığını düşünüyorum. İşin özünde bir itiraz saklı. Yaygın kabul ve düşüncelerde kimi sorunlar sezen kişiler, meramını daha iyi anlayabilmek ve aktarabilmek için felsefeye başvuruyor. Sonrası uzunca süren bir serüven. Bu yıl bu serüvenin uğrak noktası Gadamer benim için. Sonrası nereye varır bilmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder