7 Mart 2019 Perşembe

Thomas Bernhard, Beton ve Ertelemek

Thomas Bernhard Beton’da sürekli bir erteleme içerisinde. Kitaptaki karakterin yazmak istediği bir kitap var. Besteci Mendelssohn üzerine bir kitap yazmaya kararlı. Tonla belge hazırlamış. Notlar tutmuş; ama bir türlü başlayamıyor. “Hele ablam bir gitsin, hemen başlayacağım çalışmaya” diyor kendi kendine. Ablasının evdeki varlığının onu huzursuz ettiğini söylüyor. Ancak, ablası evden ayrılıp başka bir şehre, üstelik uzun süreliğine gittiğinde bile yazar çalışmaya başlayamıyor. Kafasını sürekli kimi düşüncelerle, daha doğrusu kuruntularla meşgul ediyor. “Ya şöyle olursa, böyle olursa” gibi, aslında varolmayan koşul ve durumları zihninde tasarlayıp, durduk yere kendi huzurunu bozuyor. 

Çok ilginç. Ablası evde yokken bile “ya birazdan kapı kilidinden bir ses gelir ve ablam içeri girerse ve çalışmam yarım kalırsa?” gibi düşüncelerle kendi kendini geriyor. Abla evdeyken yazamayan yazar, abla evde değilken de yazamıyor; çünkü onun evdeki -olmayan- varlığını ve gelecekte eve dönecek olma ihtimalini düşünerek, kendi kendisini huzursuz ediyor.

Kitaptaki bu izlekten etkilendim. Kişisel gelişim mesajı verir gibi olacak ama elimde değil: Bir şeyi yapacaksak o an yapmamız lazım. Mükemmel an diye bir şey yok. Her ne yapacaksak onu yapmamız için tüm şartların sağlandığı kusursuz bir ortama, kusursuz bir zamana erişmemiz mümkün değil. 

Kaldı ki, kitapta yazarın ablasının evden ayrılmasında olduğu gibi, şartlar elverdiği hâlde yapacağımız işi çeşitli bahane ve kuruntularla ertelemeyi sürdürüyor, evde bir o yana bir bu yana yürüyüp, ilgisiz uğraşlara gömülüp, şartların nasıl da yeterince olgunlaşmadığına dair kendimize telkinler verip duruyorsak, yapmak istediğimizi sandığımız o işi aslında yapmak istemiyor bile olabiliriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder