4 Mart 2019 Pazartesi

Sıkı Sıkı Tutunmak

Düğünün birinde kız tarafı ile erkek tarafı “siz daha çok oynadınız” diyerek birbirine girmiş. İki taraf arasında büyük kavga çıkmış. Görüntüde sandalyeler havada uçuşuyordu.

Taraf olmak güzel bir duygu olmalı. Sevdiklerinle, kan bağın olanlarla ya da duygudaşlarınla bir kabile aidiyeti paylaşmanın verdiği dayanışma hissi bambaşka olmalı. Dünya bu insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor ve inanıyorum ki insanımızda bu hırs ve baskın çıkma arzusu varken ülke olarak sırtımız yere gelmez.

Ben böyle insanlara imreniyorum. Ciddiyim. Keşke bende de o kadar hırs olsaydı. “Sahnede benden/bizden daha çok yer aldılar, bu kabul edilemez!” deyip ortalığı ayağa kaldırsaydım. Hep önplanda olmak için, her şeyden hep daha fazlasını elde edebilmek, beğeni, para, statü, kariyer, sosyal çevre ve aklınıza ne gelirse tüm alanlarda daha görünür, daha yukarıda, daha baskın olmak için tükenmez güçler duysaydım içimde. İçimdeki bir itki -hangi konuda olursa olsun- beni ölümüne mücadeleye sevk etseydi keşke. 

Ama doğuştan mı yoksa sonradan mı nedense artık, nasıl kodlanmışsam, mesela sahnede fazla mı kalmışım, “buyur kardeşim” derim, çık sen oyna. Canıma minnet. Zaten “bitse de gitsek” kafasındayımdır. Sahne senin olsun. Veya keşke maç izlerken heyecanlanabilseydim. Tuttuğum takım gol atınca delicesine sevinip, yenildiğinde üzülebilsem, maç boyunca dünya ile bağım kesilecek kadar maça odaklanabilseydim. Sesim kısılıncaya, boğazımda, alnımda damarlar görününceye kadar bağırasım gelseydi keşke içimden. Keşke en basit mücadele için kalp atışlarım hızlansa, para, statü, imaj gibi işler için hiç ölmeyecekmiş gibi uğraşabilseydim.

Bu insanlardaki yaşama arzusunun yüzde onu bende olsaydı neler başarırdım kim bilir. Oysa sürekli “gölge etmesinler başka ihsan istemez” modundayım ve bu yönümü hiç beğenmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder