13 Mart 2019 Çarşamba

Feministler ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Geçen sene yazdığım 8 Mart mesajı ne kadar olumlu, ne kadar içtenmiş. Bu yıl Kadınlar Günü için benzer şeyler yazamayacağım; zira sosyal ağlarda feministlerin yaptığı kimi paylaşımlar tadımı kaçırdı. Gerçi memnunlardır. “Erkeklerin tadını kaçırdıysak ne mutlu!” diyorlardır içlerinden.

Kaç senedir kadın-erkek eşitliğine değinmişimdir. En son Ceren Damar cinayetinde olsun, önceki yıllarda Özgecan Aslan cinayetinde olsun, tecavüz, cinayet, şiddet olayları vuku bulduğunda hep tepki verdim. İlkokul beşinci sınıf öğrencilerine bile, her fırsatta, yüksek lisans tez danışmanımın bir kadın olduğunu, demek ki kadın ve erkek arasında bir konuma yükselme, bir meslekte başarılı olma gibi konularda bir fark olmadığını, kadının da erkeğinde -mesela- profesör olabildiğini söylemişimdir. Sırf önyargıları kırayım, zihinleri açılsın diye.

Gelgelelim, feminist hareketin kimi mensuplarına göre kadınlara dair hiçbir söz söyleme hakkım yok. Sebep? Çünkü erkekmişim. Erkekler olarak “ezen” tarafta olduğumuzdan, kadınlarsa ezilen tarafta olduğundan, ezenler olarak ezilenler adına konuşma hakkımız yokmuş. Yani bu arkadaşlara göre bir tarafta tamamı masum, mağdur ve haklı bir kadınlar kümesi, karşısında ise yine tamamı kötü olan bir erkekler kümesi var. Kafalar şahane.

Kendilerince kurdukları kavramsal çerçeve o kadar basit ve tam da basit olduğu için ikna gücü o kadar yüksek ki, zira siyah ve beyaza, Orklar ve Elflere vs. dayanıyor, kendilerinden tamamen emin olmakta beis görmüyor ve hiçbir eleştiri kabul etmiyorlar. Müthiş saldırgan bir tutumları var ve bu sertliklerini, bu makûl-olmamaklıklarını hoşgören, “ağız dalaşına girmeyeyim şimdi” diye ses etmeyen makûl insanları da kendilerinden uzaklaştırdılar -sağolsunlar. Tutumları kadın dayanışmasıyla, kadın ve erkeğin hukuk önünde eşit olması, hayatın hiçbir alanında şiddetin varolmaması gibi taleplerden, tüm erkeklerin özü gereği kötü (özcülük/essentialism) olduğunu alenen ya da zımnen savundukları bir erkek düşmanlığına vardı.

“Erkeğin kadını sömürüsü anne sütü emerken başlar”, “Kadınlar Günümüzü erkekler kutlayamaz”, “mitingde annemle babamın karşılaşması, bir işçinin kendisini sömüren patronuyla karşılaşmasına benzer” gibi ifadelerle ne kadar destek toplayabilecekler, anlamak güç.

Erkek sırf erkek olduğu için kötü değildir. Sırf erkek olarak doğdum diye özür dileyecek değilim. Erkekler kadınlar üzerine konuşabilir -tıpkı kadınların erkekler üzerine konuşmasında olduğu gibi. Tüm konularda, herkes her şey üzerine konuşabilir. “Sen ezen taraftasın, konuşma hakkın yok!” yaklaşımı tam da asıl ezme çabasını yansıtıyor. Erkek bedenine doğmak durduk yere bizi yüceltmediği gibi, kadın bedenine doğmak da durduk yere kadınları her zaman haklı, iyi ve üstün kılmıyor.

Bu konu uzar. En iyisi bir ara YouTube'a video yüklemek. Susacak değilim. Konuşurken kimseden izin alacak da değilim. Her ne kadar "8 Mart'ta erkekler sussun", "ezen tarafın desteğine ihtiyacımız yok" filan diyenler olsa da, Kadınlar Günü kutlu olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder