16 Şubat 2019 Cumartesi

Bir Gün Lazım Olur -Olmadı

Artık hiçbir şeyi “bir gün lazım olur” diye kenarda tutmuyorum. Tamam, elbette pek nadiren de olsa lazım olan, matkap, tornavida ve silikon tabancası gibi araç ve gereçleri kenarda tutuyorum. Ama bilgisayarda bir dosya ile işim bittiyse hemen siliyorum mesela. Film ve müzik arşivi yapmıyor, indirdiğim filmleri izledikten sonra siliyor, müzikleri ise ya YouTube ya da Spotify üzerinden dinliyorum. İyi ki internet var ve bu sayede şu biriktirme zulmünden kurtulduk. 

Nostaljim de yok; zira nostaljinin sonu yok. Şu an kenarda bir kaset arşivim olsa ne anlamı olurdu ki? Geçen hafta evde iki tane CD çantası buldum. Onbeş-yirmi yıllık CD’lerle doluydu. Onbeş-yirmi yıldır CD çalara takmadığım, zaten dinlemek istesem internette anında erişebileceğim şarkıların olduğu, dolayısıyla yer kaplamaktan ibaret bir sürü kopya. Hadi diyelim CD ve daha çok kaset benim için çocukluk ve ilk gençlik nostaljisi. E bizden öncekiler de “ah, plak gibisi yok!” derdi. Daha öncekiler ise gramofonu özlüyordur muhtemelen. 

Orada da bitmez. Çünkü muhtemelen daha eskiler, “canlı konser gibisi yok. Ses kayıt teknolojisi gelişmeden önce canlı canlı dinlerdik orkestraları. Ah! Ne günlerdi!” derlerdi. Gramofon çıktığında burun kıvırmış, “canlısı varken kimse bundan dinlemez :/” demişlerdi belki de.

Zaten bizi engelleyen de yok. Şu an dilersen plak, CD, kaset ya da başka arşivler yapabilirsin gene. Ama ben yapmam. Benim için şarkılara anında erişip, kayıt altına almadan, maddi bir nesneye, banta, plastiğe filan hapsetmeden, onları içimden geldiği zaman içimden geldiği yerde dinlemek çok daha kıymetli. Tıklatıyorum ve açılıyor. Bir önceki şarkıya geçmek için, walkman’in pili bitmesin diye tükenmez kalemi makaranın deliğine sokup kasedi havada çevirmekle uğraşmıyorum. İşte konfor.
Bir de kutu buldum. İçindekileri görünce yüzüm istemsizce ekşidi. Düğmeler... Onlarca düğme. En az onbeş senedir, aldığım her kıyafetin iç astarına iliştirilmiş hâlde bulunan yedek düğmeler. “Hemen söküp kutuya koyayım, lazım olursa alır dikerim!” düşüncesiyle, elbet bir gün lazım olur diyerek, boş bir umutla biriktirdiğim düğmeler. Ne oldu peki? HİÇBİRİ LAZIM OLMADI. 

Yahu ben derli toplu, neredeyse sistemli bir adamım. Benim yapımda düğme kopartmak yok ki? Onbeş senedir aynı fincandan kahve içen, daha o fincanı bir kez bile düşürmemiş adam gömlek, pantolon ya da ceket düğmesi kopartsın, mümkün mü? Liseden beridir tek düğme dikmişliğim, çünkü tek bir düğmemin kopmuşluğu yok ki? “Bir gün lazım olur” diye onbeş sene düğme biriktirmenin ne gibi bir anlamı olabilir? 

Bundan böyle kenara koyma fiilini hayatımdan çıkartıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder