13 Şubat 2019 Çarşamba

Batı'nın Çöküşü

İnsan evrimini gösteren bir video görmüştüm. Homo Sapiens'e giden yolda insanın yüzündeki değişiklikler bir animasyonla canlandırılıyor, en sonunda bugünkü insan yüzü ortaya çıkıyordu. İnsanlar o animasyona nasıl tepki verdi dersiniz? Yok, yanılıyorsunuz, "evrim yok, yaradılış var!" yazan yoktu. "Neden beyaz bir erkek yüzü seçtiniz?" diyen vardı. "Irkçısınız!" diyen vardı. "Neden bir kadın modellemediniz?" diyen, "neden Uzakdoğulu veya Afrikalı bir yüz çizmediniz?" diyen vardı. Animasyonu yapan yaptığına yapacağına pişman olmuştur herhalde. İşin tuhaf tarafı, aynı animasyon zenci bir kadın ya da Uzakdoğulu bir erkek yüzüyle sonuçlansaydı, kimse çıkıp "neden beyaz bir erkek resmetmediniz!" diye tepki göstermezdi.

Bu bir örnek. Benzer tepkileri öngörmek çok kolay artık. Gelgelelim ben bu kadar hassas olmayı sorunlu buluyor, bu tepkileri bir çeşit akıl tutulması olarak görüyorum.

* * *

Endonezya’da bir karakolda, hırsızlık yaptığı düşünülen şüpheliyi sorgularken boynuna kocaman bir yılan dolamışlar. Polisler gülüp eğlenirken adam korku ve tiksintiden gözlerini bile açamıyordu. Orada bu sorgulama tekniği adettenmiş. Kameraya çekmeseler haberimiz olmayacaktı tabi. 

Avrupa nüfusu dünya nüfusuna bakıldığında pek de fazla değil. Zamanında sırf askerî güç ile her yeri yönetebiliyorlardı. Zamanla geri çekilmek zorunda kaldılar. Batı hâlâ güçlü olsa da eski görkemli günlerinden uzak. Beyaz adam eski gücünde değil. Yaşlı Kıta’nın nüfusu da yaşlandı. Aile kurmayan, çocuk yapmayan, yapsa bile bir, bilemedin iki tane yapan Avrupalı, çareyi dışarıdan göçmen almakta buldu. Yirmi sene sonra yaşlılarına bakacak insan bulamayacaklar. İsveç’te İş Bulma Kurumu’nun web sayfasını incelemiştim. İlanların çoğu yaşlı bakımı üzerineydi. Eleman arıyorlardı. Zaten Norveç dediğin beş milyon, İsveç dediğin on milyon, eh o on milyonun da kayda değer bir kısmı İsveçli değil zaten. Ortadoğu başta olmak üzere başka kültürlerden göçmüş insanlar.

265 milyonluk Endonezya, neredeyse 1,5 milyarlık Çin, Çin’i geçmesi öngörülen Hindistan, 210 milyonluk Pakistan, 160 milyonluk Bangladeş, 205 milyonluk Nijerya ve daha başkaları… Burma gibi küçücük ülkelerin bile 55 milyonluk nüfusa sahip olduğu Uzakdoğu’yu bir düşünün. Gelecek Uzakdoğu, Ortadoğu ve Afrika’da kuruluyor. Genelde Batı'nın, özelde ise Avrupa’nın doğal seçilimle, yavaş yavaş yok olacağını, tamam, yok olmak biraz ağır oldu, ama giderek zayıflayacağını öngörmek için kâhin olmaya gerek yok. 

Derdim ırklar değil, kültürler. Gözün yeşil ya da kahverengi olmuş, esmer ya da açık tenli olmuşsun, şahsen umrumda değil. Ama kültürler arasındaki farklılıkları eşit görmek mümkün değil. “Canım, o da onların kültürü” deyip geçiştirdiklerin, insan bedeninin dokunulmazlığı gibi en temel ilkeleri bile benimsemeyen yapılar olabiliyor. “Uygar” ya da “medenî” saydığımız ilke, tutum ve davranışları ileride mumla arayacağımıza inanıyorum.

İleride belki de, “eskiden bir Batı varmış. Zamanında çok güçlüymüş. Sonra rahatından, konforundan ödün vermeyen ve ideallerinden vazgeçmiş bireyler yetiştirmiş bağrında. Muhaliflerini kendi içlerinde barındırmışlar hep. Kapitalizmi kuran Batı, sosyalizmi de kendi bağrında yaratmış. Ancak, özeleştiriyi giderek öyle bir noktaya taşımışlar ki, kendilerini ve kendi geçmişlerini acımasızca eleştirirken, Avrupa dışında kalan kültürleri eleştirenleri ırkçı, faşist ve hoşgörüsüz olmakla itham ederek susturmuşlar. Zamanla nüfusları azalmış. Bugün zayıf ve etkisizler ve eski güzel günleri bir Kayıp Ada Atlantis, bir El Dorado misali, yitik bir cennet misali yad etmekle yetiniyorlar” yazacak tarih kitaplarında.

Endonezya’da şüphelinin boynuna yılan dolanarak sorguya çekilmesi yalnızca bir örnek. İleride güç dengesi tamamen değiştiğinde açıklama gerekliliği duymayacak, “bizi Yaşlı Kıta'nın değer yargılarıyla yargılayamazsınız! Artık ölçütler değişti” deyip, kestirip atacaklar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder