31 Ocak 2019 Perşembe

Yeni İnsanlar Tanımanın Zorluğu

İki kez denedikten sonra bıraktım. Tam iki yıl önce kitabım Çağımızın Yanılgıları çıktığında kendi kendime söz vermiştim: Artık bırakacaktım bu işleri. Daha az okuyacak, daha fazla dışarı yönelecektim. Evde daha az zaman geçirmeye ve yeni insanlar tanımaya kararlıydım.

Tamam, gezmesine geziyordum. Gerçi onu da tuhaf bulan olmuyor değil; çünkü yurtdışında turlarla değil fakat tek başıma geziyor, hiç de sıkılmıyordum. Yol arkadaşınla kafanın uyuşması çok önemli. Ben tatilde geç kalkmam mesela. Erken kalkar, kahvaltımı yaptıktan sonra en geç dokuzda dışarı çıkarım. Sonuçta yeni bir ülke, yeni bir şehre gitmişken kıymetli vaktimi uykuda harcayacak değilim. Yorulmadan, dinlene dinlene ne kadar tarihî mekân, mimarî eser, müze ve sanat galerisi varsa, ağır ağır geziyor, gündüzün yeterince yorulduğum için akşamları -kaldığım hostelde- konuşmak isteyen olursa sohbet ediyor, olmazsa açıp dergi ya da kitap okuyordum.

Şimdi boşverelim yurtdışını. 2017 Ocak’ına dönelim. Kitap da çıkmıştı madem, madem artık bir görev duygusu taşımıyordum, o hâlde dedim kendime, "artık daha sosyal olabilirim!" Peki nasıl olacaktı bu? Doğa yürüyüşleri! Evet. Doğa yürüyüşlerine katılmalıydım. Derhâl bir etkinlik buldum. Kaydoldum ve gittim. Gerçi güleryüzlü ve yerine göre girişken birisiyim; ama yürüyüşe gittiğimde bir şeyi fark ettim: Zaten herkes ikili-üçlü gruplar hâlinde gelmişti ve neredeyse herkes birbirini tanıyordu. Bir arkadaşa, “gel yürüyüşe gidelim” dediğimde ilgilenmemiş, bunun üzerine “iyi, o zaman ben kendim giderim!” demiştim ve netice buydu işte… Herkes ya ikili ya üçlü gelmiş ve çoğu birbirini tanıyor. Dedim ki Tamer, önyargılı olma, genelleme yapma ve şansını bir kez daha dene. Bir başka etkinlik yakaladım iki hafta sonra. Ona da katıldım ve sonuç yine aynı oldu.

Yani insanlar bir etkinliğe yeni insanlar tanımak için gitmiyordu. İnsanlar zaten tanıdıkları kişilerle katılıyordu etkinliklere. Meğer sosyalleşmek yeni insanlar tanımak değil, tanıdığın insanlarla bir şeyler yapmak anlamına geliyormuş. Kapalı bir çember.

Bunun üzerine öğrencilikte okul, yetişkinlikte ise işyerinin insanlarla tanışmak bakımından yegâne mekânlar olduğunu anladım ve daha fazla zorlamayıp özüme döndüm. 

İki yıl önce gerçekleştirdiğim bu sosyalleşme atağını şimdi gülünç ve acınası buluyorum. Olsun, o da bir öğrenmedir. Artık efendi gibi işe gidiyor, eve dönüyor, okuyor, yazıyor, film izliyor ve arada bir etkinlik olursa ona hâli hazırda tanıdığım insanlarla katılıyorum. 

Tıpkı o doğa yürüyüşüne katılanların yaptığı gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder