6 Ocak 2019 Pazar

TRT Müzik - Viyana Filarmoni Orkestrası, Yılbaşı Konseri

Bugün TRT Müzik’te Viyana Filarmoni Orkestrası’nın yeni yıl konseri vardı. Bir buçuk saat kadar izledim. Arada opera binasının içini, tabloları, heykelleri ve avizeleri de gösteriyorlardı. Kimi prova ve performansları banttan yayınladılar. Viyolonsel dörtlüsü, baletler ve balerinler, güçlü sesler ve oyunculuklar -hayranlıkla seyrettim. İzlerken “keşke Almancam daha iyi olsaydı” diye geçirdim içimden.

Şunu kabul etmek gerek: Klasik Batı Müziği gerçekten takdire şayan bir dal. Çok sesli müziğin icrası inanılmaz zor. Aynı anda onca farklı enstrüman ve solist bambaşka sesler çıkartıyor. Bir keresinde Türkiye’de aynı anda 1.000 tane bağlama ile bir türküyü icra etmişlerdi. Rekormuş. Oysa bu bir marifet değildi; zira değil 1.000, 10.000 tane bağlama olsa, sonuçta müziğimiz tek sesli olduğu için aynı anda aynı notaya basacaklardı. Bizim için çok-seslilik en fazla “back vocal” ya da aynı notayı bir alt ya da bir üst perdeden okumak anlamına geliyordu.

Klasik Batı Müziği’ni, Schumannları, Berliozları, Şostakoviçleri filan sevmeyebilirsiniz. Yaygın tabirle “kulağınıza hoş gelmiyor” olabilir. Ana dilimizde yazılmış hafif bir şarkıya eşlik etmek zevklidir. Hepimizin diline dolanır, bilinçaltımıza işler. Buna lafım yok. Ancak gerçek anlamda bir yetkinlik, kusursuzluk ve yücelik hissiyle dolmak için, “excellence” denen düzeye erişmek için, odaklanarak, dikkatini vererek, çok-sesli müziğin eşsiz kimi eserlerini dinlemek gerekiyor. Klasik müzik yalnızca kulağa hoş gelme gibi bir hedef gütmüyor. Amaç, yapılması en zor olanı, en çok ve çeşitli, en çetrefil olanı yapabilmek. Herhangi bir şarkıyı herkes söyler mesela; ama opera icrası çok güçlü ve eğitimli sesler gerektirir. 

En büyük hayalim türkülerimizin, Çemberimde Gül Oya’sından tutun bozlaklara varasıya ne varsa, yer yer çok-sesli olmak üzere tenor ve sopranolarca, çağlayan gibi gürül gürül icra edilmesi. Kızıl Ordu Korosu’nun yaptığı da buydu esasen. Neredeyse tüm eserleri, Rusların anonim halk şarkılarının modern birer yorumuydu.

Hat, ebru, çini, mukarnesat, minyatür, halıcılık ve el işi gibi sanatlarımız var. Keşke yağlıboya ve heykel sanatını da çok çok daha önceden benimseseymişiz. Neyse, o ayrı konu şimdi.

Ey gidi TRT! Sen nelere kadirmişsin. İlk kez “aldığın vergiler helal hoş olsun” diye düşündürttün.