14 Ocak 2019 Pazartesi

Ev Almak mı Yoksa Kirada Oturmak mı?

Ev almaktansa ömür boyu kirada oturmayı savunanlar var. Bugünün yüksek kredi faizleriyle hesaplandığında haklılar da. Ömür boyu kira vermek, kağıt üzerinde makûl bir seçenek olabilir. Yine de katılmıyorum.

Birincisi, tamam, kirasını ödediğiniz sürece o evin kullanım hakkı sizindir ama kendi evinize taşınmanızın psikolojik bir üstünlüğü vardır. Kiradayken duvarlara tek bir tablo astığımı hatırlamıyorum mesela. Her halükârda içinizde bir geçicilik duygusu olur ve kalıcı olacağınızın garanti olmadığı bir evde aidiyet duygunuz güçlü kalamayabilir. Eve masraf yapmak istemez, özellikle dekorasyonla ilgili arzularınızı devamlı ertelersiniz. Eşyalara gelirsek, dünyanın parasını vererek alacağınız eşyalar da taşınırken yıpranır. Bir dolabı, bir yemek masasını tekrar tekrar söküp takmak onu zayıf düşürür.

İkincisi, kredi faizlerini ve kirayı bugüne güvenerek hesaplamak yanıltıcı. Yarın ne olacağını biliyor muyuz? Belki kiralar beklentilerinizin ötesinde artacak? Belki yarın bir gün kredi faizleri eski oranlarına düşecek? Ömür boyu kirada oturmayı ev almakla bir tutan bu görüşte şimdiki andaki koşulları mutlaklaştırma eğilimi var ve bu eğilim yanıltıcı.

YouTube’da evsizlerle yapılmış röportajları izliyordum. Oradan oraya atlarken “çalışan evsizler” ile ilgili kısa belgesellere rastladım. Evet: Çalışan evsizler. Kiraların uçuk meblağlara ulaştığı ABD’nin Washington ve Kaliforniya eyaletlerinde ve Almanya’nın Münih şehrinde insanlar çalıştıkları hâlde ev kiralayamıyorlarmış. Bildiğin sen gibi, ben gibi işinde gücünde insanlar. Sabah kalkıp mesaiye başlıyorlar. Arabaları var. Arabalarına yastık ve yorgan sermişler. Orada yatıp kalkıyorlar. Nerede yıkanıyorlar bilmiyorum ama gerçekten çarpıcı bir durum. Kiralar maaşını aşsın. Hem çalış hem sürün.

Üstelik bu durum tüm metropollerde, giderek tüm şehir merkezlerinde yayılmakta. Giderek, Dünya’nın her yerinde insanlar taşrada iş bulamaz, şehir merkezinde ise iş bulmakla birlikte geçinemez hâle geliyor. İş bulmaya kente gidiyorsun -buluyorsun da; ama gelirinle en temel ihtiyaç olan barınma ve ısınmayı bile denkleştiremiyorsun. 

Eski sinema oyuncularının yaşlılıklarında çektikleri sefalet ve ilgisizlik haberlere konu olur. Üzülmekle birlikte biraz da kızarım. E be adam, gençken, boylu-poslu ve yakışıklı, n’erde akşam or’da sabah eğlenmek güzeldi de, hiç değilse kutu kadar da olsa bir ev alsaydın kendine. Biliyorum herkes için kolay değil ama ev sahibi olmayı çok önemsiyorum. 1+1 olsun benim olsun. Sonuçta, işler kötüye gittiğinde, hiç değilse başını sokacak bir evin olmalı. Bu hayatın yaşlılığı da var.

Duvarlara üç-beş çerçeve astım. Zamanla daha da dolduracağım. Bir köşeyi filozoflar köşesi yapabilirim mesela: Pos bıyığıyla Nietzsche, nur yüzüyle Spinoza, acılı bakışlarıyla Schopenhauer ve kel kafasıyla Foucault. Güzel olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder