8 Ocak 2019 Salı

Ceren Damar Cinayeti Üzerine

Üniversitede sınav yapılıyor. Sınavda gözetmenlik görevi araştırma görevlisine verilmiş. Gencecik bir kadın. İki ay olmuş evleneli. Bir yerde ’94 doğumlu olduğu yazıyordu. Bir başka yerde 28 yaşında olduğu. Fark etmez. Sınav esnasında kopya çektiğini tespit ettiği bir öğrenci hakkında tutanak tutuyor. Aslında görmezden gelse, kopyaya göz yumsa, danışmanı olduğu, dolayısıyla sorunlu olduğunu bildiği ve daha önce de kopyadan ötürü disiplin cezası almış bu öğrenciye bulaşmamak, başına bela almamak adına kopyayı görmemiş gibi davransa hayatta kalacaktı; ama muhtemelen idealist yapıda birisi ve ilkeli davranıp o tutanağı tutuyor.

Öğrencisindir. Olabilir. Gerekirse o dersi bir daha alırsın. Gerekirse okulun bir sene uzar. Herkes yaşayabilir bunu -tamam. Ama yok, beyefendi kırılmış. Eve gidip tabanca ve bıçak alıyor. Önce dövüyor kadını, sonra iki el ateş ediyor ve -artık nasıl kırıldıysa, içi nasıl da soğumadıysa- silahla vurduktan sonra araştırma görevlisini bıçaklamaya başlıyor. Hadi her zaman ölüm riski olan mesleklerden olsa, asker olsan, polis olsan neyse diyeceğim. Ama feci şekilde -ve bir hiç uğruna- katledilen bu kişi üniversitede araştırma görevlisi. Demek ki artık kimse güvende değil.

Öğrenciye şiddet sorunu çözüldü ama öğrencinin başka öğrenciye, öğretmene, akademisyene şiddet uygulaması veya hastanın doktora şiddet uygulaması vb. sorunlar çıktı bu kez ortaya. Artık kim kime denk gelirse. Ortaokul ya da lise olsa -gene kabul edilemez ama- hadi çocuktur, hata yapmıştır dersin. Gelgelelim bu herif üniversite öğrencisi. Savunması ise sinir bozucu. Kendisini mağdur göstermiş. Zavallı gencimiz sınıfını geçmek için kopya çekmek “zorunda kalmış.” Kopya çekerken yakalanıp hakkında tutanak tutulmasını, kendisine yapılmış bir haksızlık olarak görüyor olsa gerek.
Geçen sene bir paylaşımımda çocuklarınızın başkalarıyla doğrudan temas etmeyeceği, yüz yüze iletişim kurmak zorunda kalmayacağı mesleklere yönelmesinde fayda olduğunu söylemiştim. Bu görüşümün arkasındayım; çünkü öğretmen, akademisyen, doktor, hemşire, avukat vb. meslekleri seçenler cidden risk altında artık. Ne bileyim, evraklarla, deney tüpleriyle, toprakla filan uğraşılacak bir meslek edinilebilir. Belki web tasarımı ya da gelecekte ortaya çıkabilecek yeni meslekler. İnsandan kurtuluş yok elbette; yine de dolaysız temaslar asgarî düzeye çekilebilir.

Görünen o ki, ortada bir haksızlık yokken bile haksızlığa uğradığına inanan kişilerin sayısı çoğalıyor ve daha da kötüsü, "hakkın yerini bulması" için şiddete başvurmak normalleşmeye, yeni normalimiz olmaya başladı. N’olacak böyle? Sırayla birbirimizi öldürüp, son kalanımız da intihar edene kadar bu “atarlı-giderli”, alıngan ve ödün vermez tavırlara devam mı edeceğiz?

İdealist olmak, ilkeli olmak? Vallahi mesleğiniz ne olursa olsun kendinizi kollayın bence; zira artık kimin neye alınacağı, kimden nasıl bir tepki geleceği belli değil. İnsanların şiddete başvurma eşikleri düştü ve bu yüzden hepimiz risk altındayız maalesef.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder