30 Aralık 2018 Pazar

Yılbaşını Seviyorum

Yılbaşını ezelden beri sevmişimdir. Hem de her yönüyle. Yılbaşı ağacını seviyorum. Işıl ışıl ve süslerle bezeli bir çam ağacı. Çok hoşuma gidiyor görüntüsü. İnsanların birbirine hediye almaları da gayet hoş. Noel Baba’yı sevimli buluyorum. Tonton bir dede. Sabaha karşı evin bacasından girip çocuklara hediye paketleri bırakması, geyiklerin çektiği uçan bir arabayla seyahat etmesi, “hoh-hoh-hoh!” diye gülmesi, neresinden baksam çok güzel düşünülmüş. 

Yılbaşını özgürce seviyorum. Kimse bunu bana dayatmıyor. Asimile olmuş filan değilim. Kimlik bunalımı yaşamıyorum. Tam aksine, çocukluğumda bana sunulanlar Nasreddin Hoca, Keloğlan ve Hacivat ve Karagöz gibi karakterlerdi. Uff. Çok sıkılırdım. Daha ilkokulda aldığımız dergilerin arkalarında olurlardı. Pek sevmezdim. Göle maya çalmalar, eşeğe ters binmeler, doğuran tencereler, Hacivat ve Karagöz’ün güldürmeyen esprileri. Bana sunulan buydu ve sunulanı hiç sevmedim. İçim sıkılırdı onları okurken. Ben Hansel ve Gretel’i sevdim mesela. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’i, Rapunzel’i sevdim. Bunlar hem daha ilginç geliyordu, hem de, belki erkek olduğum içindir, içlerinde muhakkak kadın karakterlerin de olması hoşuma gidiyordu. Oysa Karagöz, Hacivat, Nasreddin Hoca ve Keloğlan erkektiler. Kadınlar bu tip fıkra ve anlatılarda pek önem arz etmiyordu.

Çocukluğumda yılbaşının gelip yanında kar getirmesini iple çekerdim. “Kaymak tabakadan” filan değildim. Mütevazı aile ortamımızda 31 Aralık gecesinde tavuk ve pilav, kimi çerezler ve meşrubat olurdu. Özel televizyonların öncesine yetişebildiğim, bu geçişi görebildiğim için şanslıyım. O zaman eğlence programları nadiren olurdu. TRT’de Bir Başka Gece diye bir program vardı mesela. Bir yılbaşı gecesinde, hatırlıyorum, Muazzez Abacı çıkınca babam “aç-aç, Abacı çıktı, sesini aç!” diyordu. Bizim küçük eğlencelerimiz. 

Yılbaşını çok seviyorum. Noel Babasından yılbaşı ağacına, hediye paketlerinden, yiyip içmesinden kar yağmasına, her yönüyle seviyorum ve giderek daha da sevdim. Yok efendim 25 Aralık Noelmiş, biz asıl 31 Aralık’ı kutluyormuşuz gibi bahaneler uyduracak değilim. Suçlu muyum ki özür diler gibi açıklama yapayım? Vay efendim Orta Asya Türkleri de yılbaşı kutlarmış, Noel Baba aslen Demreliymiş -bu gibi gerekçeleri gereksiz buluyorum. Orta Asya Türkleri yılbaşı nedir bilmeseydi, Noel Baba Demreli olmasaydı, hatta yılbaşı 31 Aralık'ta değil de 25 Aralık'ta kutlansaydı bile onu severdim. Yılbaşı kutlamalarına bayılıyorum ve bunun için kimseye açıklama yapmak zorunda değilim. 

Arasıra “Müslüman yılbaşı kutlamaz” nidalarına rastlıyorum hâlâ. "Yılbaşı hindisi denmez", "bizde yılbaşı yoktur" gibi laflar. E, tamam. Kutlama abi. Sen kutlama. Zorla mı kutlatıyorlar?

Bu arada yeni yıla ilk giren ülkelerin, Yeni Zelanda, Avusturalya ve Japonya'nın ilk havai fişekleri gökyüzüne göndermelerini de seviyorum. 10'dan geriye doğru sayan insanların coşkusuna bayılıyorum. Sevmeyene yapacak bir şey yok ama bence bunların hepsi çok güzel şeyler.