19 Ekim 2018 Cuma

İşçi Sınıfı ve Ulusal Farklılıklar

Dünya’nın her yerinde sömürülenin işçi sınıfı olmasından ötürü, bir çok yerde, ulus farklılıklarına değil de sınıf farklılıklarına bakmamız gerektiğini okumuşumdur. Sonuçta işçi ve emekçiler, tabi oldukları devlet ne olursa olsun sömürülüyordu. Türk, Fransız, Rus, Mısırlı ya da Kenyalı olman önemli değildi. Her halükârda, emekçiysen emeğinle ürettiğin artı-değere el konuyor, ürettiğinin ancak küçük bir kısmı sana ödeniyordu. Bu sebeple uluslararası bir işçi örgütlenmesi gerekliydi. Emekçilerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktu. Ulus farklılıkları aldatıcı, inanç ve kültür gibi farklılıklarsa belirleyici güçte olmayan, üst-yapısal mevzulardı.

Ben bu anlatıya katılmıyorum. Birincisi, kültür farklılıkları sanıldığı kadar önemsiz değil. Belirli bir kültür dairesinde zengin olmaktansa, bir başkasında ortalama bir yurttaş olmayı tercih edebilirim. İkincisi, ulusal farklılıklar hiç de önemsiz değil. Edirne’ye Bulgar turistler akın ediyor aylardır. Bulgar Levası Türk Lirası karşısında değer kazanınca adamlar günübirlik gelir oldu Edirne’ye. Hazır paraları değerlenmişken Türkiye’de alışveriş yapıp geri dönüyorlar. 

Alman, Bulgar ve Türk işçiler, emekçiler ya da çalışanlar diyelim, eşit durumda değil. Bir devletin parası diğer devletin parasından daha değerliyse, “tüm işçiler eşit şartlarda yaşıyor, sonuçta hepsi sömürülüyor” diyerek mevcut farklılıkları yoksaymak mümkün olmuyor. Bir İngiliz işçisi Sterlin’ini bozdur bozdur harcıyor, Amerikalı sıradan bir yurttaş Uzakdoğu gezisi yapıyor, Suudî vatandaşı yabancı ülkelerden konut alabiliyorsa ve elin Fransız’ı, Alman’ı ya da Belçikalı’sının ülkesinde aldığı maaş onun Türkiye’de mükellef bir tatil yapmasına olanak tanıyorken bizim işçi oralarda tatil yapamıyorsa, ulusal paranın değerinde yansımasını bulan ulusal farklılıkları görmezden gelemeyiz. 

Dünya’da farklı devletler ve her birinin farklı para birimleri var. O paraların kimisi daha değerli ve parası değerli olan ülkelerde yaşayan çalışanlarla, parası değersiz olan ülkelerin çalışanları, sırf sömürüldükleri gerekçesiyle eşitlenemez. Hollandalı ve Libyalı fabrika işçileri, evet, tümü işçidir, ama aynı durumda değiller. Dolayısıyla, kimilerinin zincirlerinden daha fazla kaybedecek şeyi var ve bu şartlarda uluslararası bir işbirliği mümkün görünmüyor.