16 Eylül 2018 Pazar

Modernlik Gelenekten İyidir

Modern yaşam tarzı neden cezbedici? Neden gençler -maddî sıkıntı çekmek pahasına- taşradan merkeze, kırdan kente, Ortadoğu’dan Batı’ya göçer ya da göç etmek ister? Neden ortalıkta bunca “özenti” insan var? Her gün tüm yayın organlarında geleneklerimizden, değerlerimizden, kültürel farklılıklardan bunca bahsedilmesine rağmen neden insanlar modern yaşam tarzını tercih ediyor? Bence sebebi basit: Çünkü daha iyi. 

Eğitim kurumlarından tutun, ana akım medyaya kadar en geniş mecralarda sürekli tebliğ edilen “bizi biz yapan değerlerin”, geleneksel pratiklerin, kültürümüzde yer aldığı söylenen kimi teamüllerin çoktan tutması, beton misali sapasağlam oturması gerekirdi. Tuhaf olan o ki, onca telkine rağmen bunlar tutmuyor. Sanıyorum bunda en önemli sebep, reklam edilen bu geleneksel/muhafazakâr yaşam tarzının sıkıcı olması. Zira bir yaşam tarzı modeli geliştiriyor, söz konusu model içerisine kimi kurallar koyuyor ve o kurallara uymak istemeyenleri sapkınlıkla, “öz değerlerinden kopmuş” olmakla, Batı taklitçiliğiyle, asimile olmuşlukla filan itham ediyor, inşa ettiğin tarzdan sıyrılmak, farklı olmak, birey olmak isteyen birisi çıktığında ona demediğini bırakmıyorsun. Zaten “birey” denen mefhum (bireycilik/individualism) Avrupa’da doğduğu için, “ben bir bireyim ve kendi kararlarımı kendim almak istiyorum” diyen kişiyi otomatikman Batı hayranı/özentisi olarak yaftalıyorsun.

Ortak değerlerden çokça bahsediliyor. En çok da reklamlarda; zira pek kârlı. Yalnız, hani bazen, şu ortak değerleri ben de benimseyeyim diyorum, sonra bakıyorum ki o değerleri benimsemiş başkaları benim gibilere sövüp sayıyor. E biz seninle aynı aidiyetleri nasıl paylaşacağız o zaman? Ve şunu anlıyorum: Ortak değerlerin ne olduğuna ben karar veremiyorum. Benim gibiler karar veremiyor. “Al bak, bu senin ortak değerin” diye önüme konuyor. Hazır. Hepimizi bağladığı söylenen değerleri inşa edenler hepimiz değiliz yani.

“Değerlerimize aykırı!”, “kültürümüzde böyle bir şey yok!”, “inancımızda buna yer yok!”, “yapamazsın!”, “edemezsin!” gibi ifadelerin gırla gittiği, zararsız olduğu hâlde bireysel özgürlüğe izin verilmeyen, izin verilse bile sonrasında kırk çeşit yaftayla farklı tercihlere yüklenilen bir kültürel atmosferde, hiç tebliğ etmesek de, “gel dostum, bizim gibi yaşamak çok daha güzel!” demesek de, insanlar kendiliğinden cezboluyor, kendi kendilerine bu tarafa geliyor zaten. Çünkü kişi birey olunca, kendi iradesine göre eyleme ve kendi görüşlerini ortaya koyma şansı doğuyor. Bunun çekimine kim kapılmaz ki? 

Bu yüzden tüm o elde tutma çabaları, insanlara belirli bir şekil verme ve onları geleneğe ikna etme çabaları sonuçsuz kalıyor. Çünkü sıkıcı, boğucu, bireysel tercihlere karşı en hafif tabirle mesafeli ve tüm bu sebeplerle son derece cazibesiz bir şık. İstediğin kadar telkin et. Tutmuyor. Gelenek "önüne konanı ye ve sus" derken, modernlik "dilediğin yemeği yapabilirsin" diyor ve insanlar hâliyle ikincisini tercih ediyor.