27 Eylül 2018 Perşembe

2018 Ekonomisi ve Instagram Trendleri

Instagram’daki yeni trendi görmüşsünüzdür: Lüks arabasının sürücü kapısından çıkarken yüz üstü yere düşmüş, şık giyimli, bakımlı, bir elinde çantası, yerde iPhone ve pahalı giyim markalarının alışveriş çantaları, diğer elinde takılar, bilezikler, hatta banknotlar olan, belli ki zengin kadınlar. Kadınlar diyorum; belki erkekler de bu trende dahil olmuştur, henüz görmedim. Sanıyorum trendlere dahil olmak eğlenceli. İkincisi, bu yöntemle zenginliği sergileme fırsatı doğuyor. Normalde görgüsüzlük sayılabilecek bir hareket, herkes yapınca meşruiyet kazanıyor. “Canım, herkes yapıyor, ne var yani?” Belki sırf eğlenmek veya zenginliğini sergilemek dışında kimi psikolojik gerekçeler de vardır. Bilemiyorum.

Malûm, Türk Lirası’ndaki değer kaybı hepimizi kaygılandırıyor. İthal ürünlerdeki fiyat artışları zaten aşikâr. “Domatesin dolarla ne alakası var?” diyenler görüyorum. Evet, ilgisiz gibi görünüyor; ama o domatesin yetişmesinde işçilik ve toprak dışında bizden olan pek bir şey yok. Tohum ithal, gübre ithal, akaryakıt ithalse, yetiştirilmesi ve nakliyesi derken illa ki her ürün bu durumdan etkilenecektir. Yalnız, Instagram trendlerinden de gördüğümüz üzere zengine bir şey olmuyor. Olan asgarî ücretli yoksullara ve orta direğe oluyor.

Bir öğretmen olarak hâlime şükrediyorum. İşimi ciddiyetle yapmaya gayret ediyorum. Hiç değilse iş sahibiyim. Okumaya da zaman bulabiliyorum. Sigara içmem. Arabam yok. Tutumlu birisiyim. Ne de olsa çocukluğumda yokluk gördüğüm dönemler oldu. Evde tüp biterdi mesela. Babamın şofbene on gün tüp alamadığı olurdu. Güğümde su ısıtır, kovada ılıştırır, öyle yıkanırdım. 90’lı yıllarda bir bolluk dönemi yaşadığımızı hatırlıyorum: Babam her hafta ‘77 model -benzini adeta içen!- Opel Record ile bizi Yalova’ya götürür, yedirip içirir ve gezdirirdi. Şimdi Scooter motosikleti ile anca’eve gidip geliyor. Yine de, çoğunlukla sıkışıktık. Bu yüzden yoksulluğa idmanlıyım.

Ben gibi yetişmiş orta direk vatandaşlar, gerçek zenginlerin yaşamını tasavvur edemez. Hayal bile edemeyiz. Parasal dünyamız küçüktür bizim. Yat hediye etseler bana, aklıma o yatla keyif çatmak değil de marina kirası, vergisi, bakımı, yakıtı filan gelir mesela. Öyle rezidanslar var ki, oradan bir daire hediye etseler, aidatı yüzünden içinde oturamam :) Dizilerdeki kocaman evleri görünce elimde olmadan “acaba doğalgaz ayda kaç lira geliyordur?” diye düşünürüm. "O koca evi satıp, yerine beş ev alır, dördünü kiraya verir birinde otururum" diye geçiririm içimden. Oysa zenginler böyle yetişmedikleri için bu hesapları yapmaz, benim bir ayda yaptığım gıda harcamasını pekâlâ bir öğünde yapabilirler. Bir arkadaşım, “Tamer, burada bir akşam yemeğine 1.500 lira bırakan var” demişti -lüks bir restoran için.

Şimdi rahatım yerinde. Hiç değilse çeşmeyi açınca sıcak su geliyor :) Her gün restoranda yiyemem tabi; ama dengeli besleniyor ve sosyal hayatımdan geri kalmıyorum. 

Yine de o Instagram trendinde ve TV'de gördüğümüz hayatlar bambaşka. Ayrı dünyalar, farklı kaygılar, başka gündemler.