3 Haziran 2018 Pazar

Schopenhauer, Yalnızlık ve Boş Zaman


Schopenhauer, Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar’da şöyle diyor: “İç dünyası zengin bir insan, her şeyden önce acı çekmemeye, kendini ihmal etmemeye, dinginliğe ve kendi başına kalmaya yönelecektir, yani sakin, alçakgönüllü ama olabildiğince engellenmemiş bir yaşam arayacaktır ve buna göre, sözümona insanlarla kimi tanışıklıklardan sonra, kendi köşesine çekilmişliği ve hatta, büyük bir kafaysa eğer, yalnızlığı seçecektir.”

Burada ikna olmadığım tek yer, “sözümona insanlarla kimi tanışıklıklar” ifadesi. Kendi başıma geçirdiğim zamanı hiçbir şeye değişmesem de, insanlarla tanışıklığı seviyorum. Başkaları iyidir -özellikle ilgilerin ve mizacın bakımından benzeşiyorsan. Şu tuzağa dikkat: Kişi, kendi tek-başınalığından hoşnutsuz olduğu hâlde, “iç dünyam zengin olduğu için insanlardan uzak duruyorum” sanısıyla kendini avutabilir. Onun dışında, okuma yazmayla arası iyi olan, üretmeye yatkın ve yarım bırakma alışkanlığı olmayan kişilerin, gerçekten de, öncelikle acıdan uzak durmayı, kendini ihmal etmemeyi ve dinginliği hedeflediği doğru. Bu bilinçli bir tercih.

İlerleyen sayfalarda Schopenhauer boş zamandan bahsediyor. Schopenhauer diyor ki, dolu bir insan için boş zaman “yararlanılacak” bir şeyken, boş insan için bir an önce geçip gitmesi, “geçirilmesi” gereken bir şeydir. Schopenhauer’e katıldığım bir diğer nokta can sıkıntısı konusunda yazdıkları. İlgileri, zevkleri, odaklandığı kimi konuları olan insanlar can sıkıntısı nedir bilmez. Dolu insan, sürekli hareket hâlinde, eli dursa ayağı durmayan, kendi kendisine bir an olsun tahammül edemeyen, aşırı sosyal diyebileceğim tarzdaki kişileri anlayamaz. Erken kalktığı, önünde uzun bir gün olduğu için ziyadesiyle hoşnuttur. Çoğunluk için [boş] zaman bir yükken, onun için bir armağan, bir nimettir; zira yapacak çok işi vardır. Böyle insanların canı sıkılmaz.

Gerçekten de zaman en değerli şey. Elimde olsa tüm yatırımımı zamana yapardım. Biraz düşününce, milyonlarımız da olsa, bırakın yirmili yaşlara dönmeyi, bir saat öncesine bile dönmenin olanaksız oluşu acı bir durum. Trilyonlarımız olsa da geçen zaman geçti gitti -geçmiş olsun.

Bu arada, zamanın boşa geçirildiği izlenimi veren kimi anların da değerli olduğunu düşünüyorum. Yalnızken genellikle yapacak bir şeyler bulurum. Yine de, hiçbir şey yapmadan uzandığım, başka bir deyişle aylaklık ettiğim anlar olur. Okumadığım ve üretmediğim bu geçici anlarda şarj oluyor, ardından elimdeki kitaba daha iyi odaklanabiliyorum mesela. 

Ardından daha büyük bir dikkat ve üretkenlik getiren bu küçük aylaklık anları üretkenliğe katkı sunuyor yani.