13 Mayıs 2018 Pazar

Dünya Psikologlar Günü

Dün Dünya Psikologlar Günü’ymüş. İnsan’ı anlamaya dair her araç gibi psikoloji bilimi de ilgimi çekiyor. Öte yandan ilgim sınırlı. Tamam, evde psikoloji sözlüğüm var. Bazı kitaplar okumuştum bir de; ama benim için pedagoji ve psikoloji felsefeden sonra gelir. Düşünsenize, bir öğretmen olarak pedagoji pek az, psikoloji ise kısmen ilgimi çektiğinden gittim felsefe mastırı yaptım. Biraz tuhafım galiba.

Psikolojinin maalesef ayağa düşmüş bir bilim olduğunu düşünüyorum. Herkesin dilinde. “Psikoloji” demek yeterliyken “psikoloji bilimi” tabirini kullanmamın sebebi bu ayrımı vurgulamak. Gündelik hayatta keyfi kaçan birisi “psikolojim bozuldu” diyebiliyor. “Bugünlerde psikolojim hiç iyi değil” derken kastedilen şey ertesi güne geçecek olan moral bozukluğu. “Öyle deme, çocuğun psikolojisi bozulmasın” derken esasen keyif kaçmasından bahsediyoruz. Elbette insanlar birbirlerini incitmemeli, onların keyiflerini kaçırmamalı; fakat bir bilim olarak psikolojinin bu kadar basite indirgenmiş olması yanlış. 

Psikolojinin günümüzün astrolojisi olarak görüldüğünü gözlemliyorum hatta. Astroloji ciddiye alınmadığı için, insan psikolojisiyle son derece ilgili olduğu iddiasındaki kimi kişiler, astroloji kapsamına girecek ifadeleri psikoloji şemsiyesi altında dillendiriyor ki ciddiye alınsınlar. Televizyonda resmî bir unvanı olmadığı hâlde kendilerini yaşam koçu, kişisel gelişim uzmanı ya da benzerî sıfatlarla bezeyen kimi kişilerin, birer psikologmuşçasına kişilik saptamaları yapmaları ve ruhsal bozukluklara, hatta bunların tedavilerine(!) dair öneriler getirmelerine rastlamamız mümkün.

Neyse. Sonuçta gerçek psikolog ve psikiyatristler mevcut ve onların işi hiç de kolay değil. Bir kere onca insanın onlara işini öğretmeye kalkışması gibi bir durum var. Pekçok kişi kendisini diplomasız birer psikolog olarak görüyor. İkincisi, naçizane gözlemlerime göre, ciddi psikolojik sorunları olan kişiler maalesef tam anlamıyla iyileşmiyor. Hepimiz rastlamışsızdır herhalde: Ciddi psikolojik sorunları olan bireylerle yıllar sonra karşılaştığınızda ya aynı durumda olduklarını ya da daha kötüye gittiklerini görüyorsunuz. Hastalığın ne olduğunun saptanması onunla başa çıkmak için yeterli olmuyor. Hasta, hastalığının ne olduğunu bilince hastalık ortadan kalkmıyor. Tek başına bilgi, psikolojik rahatsızlıkları sağaltmakta yetersiz. 

Gördüğüm kadarıyla, psikolojik sorunları olan bireyler, yani ağır rahatsızlıklardan bahsediyorum, ya (1) iyileşmiyor, ya (2) daha kötüye gidiyor, ya da (3) o hastalıkla yaşamayı, onu bir şekilde kontrol altında tutabilmeyi öğreniyor -ki bu son şık büyük bir kazanımdır bence. 

İşleri zor olan, sürekli insanların “o kadar seansa gittik ama bir ilerleme kat etmedik!” tepkilerine maruz kalan psikolog -ve psikiyatrist- arkadaşların günü kutlu olsun.