23 Mayıs 2018 Çarşamba

Dolar ve Avronun Yükselişi Üzerine

Türk lirasındaki değer kaybı daha ne kadar sürecek bilmiyorum ama seçim sonrasında hükümet ister aynı kalsın ister değişsin, işleri hiç kolay olmayacak. Ekonomide her şey birbirine bağlı. Karşılıklı olarak birbirimize bağımlıyız hepimiz. Okulda fotokopi çekiyorum. Elektrik kullanıyorum. A4 kağıtlar Brezilya’dan ithal edilmiş. Cihazın yedek parçası Çin’den ithal. En basitinden dışarıda oturup pide yiyecek olsam, yediğim yerin kirası, çalışanların ücretleri, yemeğin malzemesinin üretim süreci, tarlada traktörün yaktığı mazot ve nakliye masrafı geliyor akla. Bu en basit örnek. 

Tüm ekonomik unsurlar birbiriyle karşılıklı olarak bağımlı ve herhangi bir kötüye gidiş domino etkisi yapıyor. Böyle bir ortamda “dolar ve avrodaki artış dış güçlerin bir oyunu” söylemi bir yerden sonra tutmayacak; zira dış güçler hep vardı ve hep varolacak. Türk lirası değerliyken de, değer kaybederken de dış güçler var. Sonuçta farklı devletler olduğu sürece, farklı güç odakları olduğu sürece bunların birbirleriyle mücadelesi de kaçınılmazdır. 

İkincisi “sorumlu biz değiliz, dış güçler” demek yalnızca gidişat kötü olduğunda akla gelen bir bahane. Konjonktüre ya da uluslararası ilişkilere referans verilecekse, sonuçta ithalat ve ihracat ile kaçınılamaz bir şekilde dışarıya bağımlıysak ve dışarısı da aynı şekilde bize bağımlıysa (küreselleşme), madem gidişat kötü olunca sorumlu dışarısı, o hâlde iyiye gidiş olunca da bunu kendi başarımız olarak görmememiz gerekir. İşler yolunda giderken “biz yaptık” deyip kötüye gidiş olduğunda dışarısını işaret etmek, iyi not aldığında bunu kendi başarısı olarak görüp düşük not aldığında “öğretmen düşük verdi” diyen öğrencilerin tutumunu andırıyor.

Kendi adıma bu pahalılığa karşı küçük bir önlem aldım. Zaten masrafsız insanım. Yine de bu yaz yurtdışına çıkmamaya karar verdim. Avro böylesine pahalıyken Avrupa’yı gezmek apaçık bir lüks. Erasmus+ projemiz sayesinde Mart’ta Portekiz’i gördüm zaten. Şimdilik o bana yeter. Bu yazın vaktimi kitaplarla, dostlarla, filmlerle ve sporla geçirir, hem şu göbeği biraz eritmiş olurum. 
Kitaplardan da bahsedesim var şu sıra. Sonra yazarım.