28 Nisan 2018 Cumartesi

Siyasette Tutarlılık Şart Değil

Nasıl sürekli siyaset konuşmak çekilmiyorsa, yedi-yirmi dört şiir ve sanat konuşmak da sıkıcı oluyor. Bu yüzden, politik gündeme dair dikkate değer analizleri okurum. Yalnız, şu “tutarsızlık” tespitlerinin hiçbir fayda sağlamadığına inanıyorum; zira politika tutarlılıkla yürütülen bir iş değil.

Herhangi bir hareketin ürettiği politik bir söylem, üretildiği zamanda kabul görmüş olabilir. Daha sonra aynı hareket farklı bir söylem ürettiğinde, onu önceki söylemle tutarsız olduğu gerekçesiyle eleştirmenin hiçbir etkisi yok. Üretilen ilk söylem o şartlarda, o bağlamda kabul görmüştür. Bugün kabul görmüyordur, hepsi bu.

Sıklıkla, “daha önce şöyle demişlerdi; ama bakın, şimdi böyle diyorlar!” denerek tutarsızlığa işaret ediliyor. Sanıyoruz ki siyasî bir hareket kendisiyle çelişmez, tutarlı ve hatta erdemli olmak zorundadır. Sanıyoruz ki siyasî hareketler tutarsız söylemler dillendirdiklerinde halk onlara sırtını dönecektir. Ve sanıyoruz ki siyaset etik kaygılarla yapılmak zorundadır. Oysa öyle bir şey yok.

Dün dündür, bugün bugün -evet, totolojik bir ifade ama çok doğru. Politikada dün üretilen bir söylem bugünkünün tam aksi olabilir ve “ama dün öyle demiyordunuz?” diye tepki vermemiz hiçbir şeyi değiştirmez. Dün o söylem tutuyor, o söylem tabanda kabul görüyordu. Bugün bu söylem karşılık buluyor. Demokrasilerde mantıksal tutarlılık aranmaz. Günün şartları önemlidir. Taban bugün ne duymak istiyorsa, ne gibi beklentilere sahipse ve öncelikli kaygıları neyse ona hitap eden bir söylem üretirsin -kabul görürse kazandın. Ürettiğin söylem kabul görmedikten sonra dilediğin kadar tutarlı ol, dilersen Dünya’nın en mantıklı, en ahenkli fikirlerini üret, söylediklerin tabanda karşılık bulmuyor, satın alınmıyorsa laf-ı güzaf. 

Demokrasilerde tutulacak bir söylem üretmek esas olan: O söylemin daha önceki söylemlerle çelişmemesi filan değil. Aşağıdan gelen taleplerin yanısıra, toplumun önüne idealler ve projeler de koymak gerekir. Bunu etkili bir retorikle süslersin. Karşılık bulursa kazandın. Ha, sayesinde kazandığın söylem bile zamanı gelince terk edilebilir. Yeni konjonktüre göre yeni söylemler inşa etmek gerekir ve bu böyle sürüp gider.

Hasılı, ne muhalefet “ama eskiden öyle demiyordunuz” denmekle yıpranır, ne de “erken seçime karşıydınız, neden şimdi karar değiştirdiniz?” demekle iktidar. Mesela kimse çıkıp da Putin’e “Türkiye uçağımızı düşürdükten sonra bunu ödeteceğinizi söylemiştiniz. Şimdi nasıl olur da onlarla stratejik ortaklık kurarsınız?” demez -ya da der demesine de, bu bir anlam ifade etmez. İnsanlar “sahi, burada bir tutarsızlık var!” diyerek tercih değiştirmiyor. Mantık ya da matematik dersinde değiliz.

İnsanlar, kendilerine sunulanlar içerisinde en hoşlarına giden ve günün şartlarına göre en makûl bulunan seçenekten yana tercih kullanıyor. Demokrasi böyle bir şey. Kulağa hoş gelmiyor olabilir; ama farklı zamanlarda ve farklı bağlamlarda ortaya konan söylemlerin birbiriyle tutarlı olup olmaması sanıldığı kadar önemli değil.