29 Nisan 2018 Pazar

Neden Felsefe?


Yurtdışından döndüğümden beridir kitaplara gömüldüm. Doymak bilmez bir iştahla okuyorum. Kitaplığa bakınırken gözüme Heidegger’in Varlık ve Zaman’ı ilişti. Didik didik etmiştim zamanında. Acaba dedim, yirmili yaşlarını, gençliğini, meslekten felsefeci olmadığı hâlde bu işlere vakfetmiş olan ve buna devam eden ben gibi kaç “deli” daha vardır? Zihnim şu şekilde çalışıyor: 23 Nisan mı? Tatil miymiş? O hâlde şu kitaba devam edeyim. Bu kitabı bitireyim ve o kitaba başlayayım. Fırsat bu fırsat. Ama kitap kurdu değilim. Kimisi şaşırır, “nasıl o kitabı okumazsın!” diye. Ben kendi ilgilerime göre gidiyorum. Başkaları ne okur bilemem.

On yedi yıl önce başladım ciddi anlamda okumaya. Türkçe okurken bile sözlüğe baktığımı hatırlıyorum. Zorlanmıştım. Yalnız sevdiğim bir özelliğim var: Bir işe ya girmem ya da girdiysem bitirmeden bırakmam. Mütevazı olmasına mütevazıyım ama kafama bir şeyi koyduysam da yaparım. Bir çeşit hırs mı demeli, yoksa tutku mu, emin değilim. On yedi yıl olmuş. Bugün içimden "neden?" dedim, manyak mısın yahu, eğlenmene bak. Ömrünü yedin. Masa lambanı yakmış, meslekten felsefeci olmadığın hâlde ağır metinlerle cebelleşerek yolu yarıladın -neden?

Nedenini biliyorum aslında. Birincisi, işin içinde yazgı diyebileceğim, hani kişinin yapısından kaynaklanan şeyler var. Bu merakın tohumları bende hep vardı. Çocukluğumdan beridir. Onlar filizlenip serpildi sadece. Ve kitapların bu bakımdan büyük yardımı oldu.

Bir de büyük zihinlerle sohbet etme olanağı var tabi. Gündelik hayatın sıradanlığından bezmiş, küçük işlerden yılgınlığa kapılmışken dört duvarına kapanmakla başka bir evrene açılıyorsun aslında. Büyük bir olanak bu. On liraya, onbeş liraya tarihe mâl olmuş metinleri alıp okuyabiliyorsun. Aşmış kitaplar. Kendileri ölse de fikirleri ölmeyen üstün insanlar. Yüksek idealler. Okudukça verdiğin “oh be zeka varmış!” tepkisi. Dünya’da kayda değer işler de varmış hissi.

Dört duvara kapanınca hayattan koptuğuma inanmıyorum yalnız. Kitaplar, düşünce, yorum filan sonuçta hep bu dünyayı ve İnsan’ı anlamak için yine.

Bir de, her ne kadar düşüncelerin kendi düşüncelerin olsa da, okuduklarının yaptığı katkı büyük oluyor. Bir ara savunduğum bir düşünceye Spinoza’nın Ethica’sını kurcalarken rastladım mesela. Kaç sene önce okumuşum. Nerede okudun desen hatırlayamam ama aklımda kalmış ve zihnimde farklı bir şekilde sentezlenmiş. Kitapların böyle dolaylı ve uzun vadeli bir katkısı var.

Evet, bu güzel havada evde oturmuş okuyorum; çünkü içinden ne geliyorsa onu yapmalı. İçimden gelenler dış şartlardan daha öncelikli. Dolayısıyla, içimden okumak geliyorsa mesela, sırf hava güzel diye kendimi dışarı atma ihtiyacı hissetmiyorum.