24 Ocak 2018 Çarşamba

Ursula Le Guin'in Ardından


Ursula Le Guin ölmüş. Mülksüzler’i okuyalı kaç yıl oldu bilmiyorum. Onun dışında Yerdeniz serisinin ilk kitabını da okumuş, yine de en çok, Rüzgarın On İki Köşesi adlı seçkisinde yer alan “Omelas’ı Terk Edip Gidenler” adlı öyküsünü sevmiştim. Sevdiğim bir yakınımı, ailemizin bir büyüğünü kaybetmiş gibi hissediyorum.

Ursula pekçok insan üzerinde iz bıraktı. Cehalete methiyeler düzülmesinden haz etmediğim için, sosyal ağlarda zaman zaman paylaşılan şu sözlerini severdim: Eğer bir kuşak cehaletin mutluluk olduğunu zannederek yetişirse, bir sonraki kuşak kendi cehaletinin farkına bile varamayacak; zira bilginin ne olduğunu bilmeyecektir.

Bilginin önemine inandığım kadar acıyı değil sevinci kucaklayan birisi olduğum için, Omelas’ı Terk Edip Gidenler’de yazan şu cümleleri hatırladım bir de: ”Sadece acı entelektüel, sadece kötülük ilginç geliyor bize. Sanatçının ihaneti bu: Kötülüğün sıradan ve acının müthiş sıkıcı olabileceğini bir türlü kabul edememek. Onlarla baş edemiyorsan onlara katıl. Canını yakıyorsa yinele. Oysa acıyı yüceltmek sevinci lanetlemektir, Şiddeti kucaklamak bütün diğer şeyleri elden kaçırmaktır.” Nereye baksam her şeyin karşıtıyla varolduğunu, yeryüzüne gözyaşlarının eşit miktarda dağıtıldığını, bir yerlerde birilerinin sevinebilmesi için başka bir yerde başkalarının üzülmesi gerektiğini söyleyen kaderci ve kötümser onca düşünceden sonra Ursula’dan bunları okuduğumda, içimden “işte bu!” diye geçirdiğimi hatırlıyorum.

Seksen sekiz yaşında ayrıldı aramızdan. Saygın ve uzun bir yaşam. Çok sevildi. Onu yakından tanıyan ya da tanımayan herkes sevdi. Bilmiyorum, yazarı yapıtından ayrı ele almak lazım aslında; zira kitabını beğendiğin bir yazarla tanışmak bazen hayal kırıklığına sebep olabiliyor. Yine de, Ursula’da anne gibi, büyükanne gibi bir sevimlilik, bir güzellik vardı. Nur yüzlü Ursula Teyze... Gülümseyen o meşhur fotoğrafından kaynaklıdır belki; ama çoğunlukla yazdıklarından elbette. Ve emin olun "çok iyi birisi olmalı" diye düşünürken yanılmadık. Bilimkurgu Kulübü’nden arkadaşlar Yeryüzü Müzesi adında bir kitap çıkarttı. Ursula, ölüm kendisine bu kadar yakınken, sırf bizimkileri kırmamak adına kitaba bir arka kapak metni yazıp göndermiş. Sonuçta “seksen sekiz yaşında kadınım. Her gün Dünya’nın dört bir köşesinden gelen mektupları yanıtlamak zorunda değilim -ne de buna mecalim kaldı” da diyebilirdi.

Gerçi biz onu yine severdik. Toprağı bol olsun.