2 Ocak 2018 Salı

Aşırı Önlem Yüzünden Donup Kalacağız

Her sınıfta risk almayan, tamamen emin olmadıkça asla el kaldırmayan, arkadaşları ona gülmesin, onunla dalga geçmesin diye derse katılmayan öğrenciler olur ya, artık tüm Türkiye öyleymiş gibi geliyor. Her sınıf bir Türkiye örneklemi. Bir nevi “Küçük Türkiye.” Çünkü artık her meslek grubu bir başkasının, her meslekten bireylerse birbirinin açığını arıyor ve bu yüzden insanlar kendini "sağlama almak" derdinde. Risk almayayım, başımızı belaya sokmayalım abi. Yenilik mi? İdealizm mi? Peh.

Başkalarına koz vermeyeyim, şikayet edilirsem kendimi savunabileyim ve bunun için hiç açık kapı bırakmayayım mantığı insanları hareketsizliğe götürdü. Böyle yaşanmaz. Otuz tane doğru iş yaptığın, kırk kere doğru söylediğin hâlde ilk yanlışında seni silmeye, sana tepki göstermeye, vereceğin herhangi bir açığı derhal yakalayıp afişe etmeye (şeffaflık?) hazır bir kitle ile karşılaşman her zaman mümkün. Gözler doğruyu ve güzeli görmüyor, hatta hiç ilgilenmiyor, oralı olmuyor gibi dururken, bir anlık, saniyelik bir tökezlemende üzerine dikiliveriyor. Yanlışın affı yok. “Herkes hata yapar. Sonuçta insanız” denirdi eskiden. Artık değil üç yanlış bir doğruyu, tek yanlış bile tüm doğruları götürebiliyor.

Buradan varılacak noktanın, tıpkı arkadaşları dalga geçmesin diye sessiz kalmayı tercih eden öğrenciler gibi, hiç risk ve sorumluluk almayan, tüm yenilik girişimlerini tehlikeli bulan ve kamusal ilişkilerini hamle hamle, sırf kendini sağlama almak üzere inşa eden insanların çoğalması olacağı belliydi. 

Bu yol giderek “hiçbir şey yapmamaya” varacak.