31 Aralık 2017 Pazar

Hayatımı Yazsam Roman Olur mu?

Evet. Bilindik ve sıkıcı bir yöntem. Gayet klasik. Yine de, konu ne olursa olsun, beceriler YAPA YAPA geliştiriliyor. Enstrüman çalmaktan yabancı dil öğrenmeye, topluluk önünde etkili konuşmaktan güzel metinler yazmaya varıncaya ne varsa yapa yapa öğreniliyor. Tabi beceriler bir kez öğrenilip kenara kaldırılan şeyler değil. Hele yıllarca ara verdiysen, bir gün lazım olduğunda nankörlük eder ve geri çağrılmaya karşı direnirler. Bu yüzden hayatımızda bir yer tutmaları, her daim sıcak tutulmaları gerekiyor.

Zaman zaman yazmak üzerine sohbet açılır. Yakın çevremde de roman yazmak isteyen kişilere rastladığım olmuştur. “Vallahi dostum” derim, edebiyat söz konusu olduğunda kendi hâlinde bir okurum. Genel anlamda iyi bir okurum aslında ama iyi bir edebiyat okuru olduğum söylenemez. “Hele hele roman yazmak gibi iddialı bir konuda fikir beyan edecek mevkide hiç değilim” diye de eklerim.

Gelgelelim, biraz düşününce aklıma bir öneri geliyor: Yapa yapa kendini geliştirmek. Roman yazmayı mı planlıyorsun? Başarılar. Peki daha önce kısa öykü yazdın mı? Cık. Veya kısa kısa, deneme kabilinden metinler kaleme alıp sosyal ağlarda paylaştın mı mesela? Yok. E, nasıl olacak o zaman o koskoca roman işi? İnternet iyi kullanınca iyi bir ortam. Paylaş gitsin. Yorumlarda eleştiri gelebilir. Belki dalga geçenler olur, hatta “başımıza edebiyatçı mı kesildin :)” diyen arkadaşların da. Bozulmak yok. Tepkileri göze almak gerekir. Evde kendi kendine günlük tutmak, kimselerin okumadığı, dolayısıyla başkalarının beğenisine hitap edip etmediği belli olmayan metinlerle uğraşmak gelişmeye engel bile olabilir. Sonuçta başkasından geribildirim almak değerlidir. 

Neyse. Özetle, yazılmak istenen metin ister roman olsun ister başka bir tür, en başta yazma becerisini yaza yaza geliştirmek geliyor. Pisagor teoreminin tanımını anlamak yetmez; teoreme ancak soru çözdükçe hakim oluruz. Gitar videoları izleyip gitar dersleri alabiliriz; ama gitarı elimize alıp düzenli olarak pratik yapmadığımız sürece öğrenemeyiz. Yazmak buna benziyor. Yalnızca okumanın, hiç yazmaksızın sürekli okumanın yazma becerisine yaptığı katkı sınırlı. Bu yüzden “henüz hazır değilim. Yazmaya başlamadan evvel tüm klasikleri okuyup bitirmeliyim” gibi düşüncelere katılmıyorum.

“Hayatımı yazsam roman olur!” denir ya, olmaz abi. Roman filan olmaz. Kişinin derin bir iç dünyasının olması, kimi ilginç ve farklı deneyimler edinmiş veya sefalet çekmiş olması yetmiyor. Daha önce yazı pratiği olmamış birisinin, günün birinde masa başına geçip birdenbire güçlü, güzel ve akıcı bir metin ortaya koyabilmesi çok zor.

İlginç bir yaşama ve engin bir iç dünyaya sahip olmakla, bunları başkalarına aktarabilmek bambaşka şeyler.