6 Eylül 2017 Çarşamba

Mutlu Olmak Erdemdir

Yemek, sofra ve tatil fotoğraflarından rahatsız olmayan bir ben miyim? Gün geçmiyor ki mutluluğunu paylaşan kimselere “ders veren”, “had bildiren” sözler işitmeyelim. Günümüzde yemek fotoğrafı paylaşmak hâlâ ayıp mı? Kaldı mı öyle bir kural? Leziz yemekler görünce değil rahatsız olmak, değil bunu ayıplamak, bilakis mutlu oluyorum. Afiyet bal şeker olsun. Ne güzel. Sofra etrafında toplanmış insanlar, gülüp eğleniyor, sohbet ederken bir yandan da yemeklerini yiyor. Bundan daha güzel bir tablo olabilir mi?

Tatile giden arkadaşlarım için de mutluluk duyuyorum. Gezin, eğlenin, güzel yemekler yiyin, sevdiklerinizle hayatın tadını çıkartın dostlar! Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Niye yaşıyoruz yahu? “Pff. Ortalık tatil fotoğraflarından geçilmiyor :/” gibi tepkileri anlayamıyorum. E ne güzel işte? Herkes yeni yerler görsün, eğlensin, yüzsün ve dinlensin. Belki insanlar kendilerini mutluymuş gibi göstermiyorlardır da GERÇEKTEN mutludurlar. Ne malûm? Olamaz mı? Acaba diyorum, örtük bir biçimde, mutluluğu hak etmediğimize dair bir düşünce mi geziyor zihnimizde? Mutlu olduğumuz için neredeyse özür dileyeceğiz. Mutluluğa ek “özür dilerim herkesten” notları. Dünya’da acı çeken insanlar varken kendimizi hep suçlu hissetmeliymişiz. Kanıksanmış acı ve keder. Hep üzgün olmalı, hep zayıf olmalıyız. Zayıf kalarak başkasının merhamet duygusuna hitap etmeliyiz. Küçük Emrah bakışları :( Sevincimizi değil, acımızı paylaşmalıyız; çünkü içselleşmiş arabesk. Sevincini paylaşmak neredeyse ayıp, acını paylaşmaksa sanırsın en büyük erdem.

Bazen “emrin olur” diyesim geliyor. “Siz tatilde eğlenirken Dünya’da insanlar ölmeye devam ediyor.” Uf. Çok ağır geldi. Peki, tatile gitmeyiz dayı. Emrin olur. “Yemek fotoğrafı paylaşmak adaba aykırıdır. Yapmayın.” Emrin olur kanka. Paylaşmayız. “Rakı içen kadınları üzmeyin.” “Kitap okuyan kadınlar şiir sayılsın.” Hmm. Emrin olur kardeş. Öyle sayılsın. Ne de olsa yeni bir canlı türü. Hop! Konu dağılıyor. Toparla Tamer.

Güçlü olamayınca güçlü olanı görgüsüzlükle veya ahlâkî birtakım başka yargılarla ayıplamak bir mücadele aracı da olabiliyor. Madem mutlu olamıyorsun, başkaları da mutsuz olsun ki durum eşitlensin. Madem yukarı çıkamıyorsun, yukarıdakinin -sırf yukarıda olduğu için- kendini suçlu hissetmesine sebep ol ki denklik sağlansın. Ben hiç rahatsız olmadım. Dostlarımı yemekli toplantılarda ve tatile başka yerlere gitmiş gördükçe mutlu oldum.

İnsanların kendilerini mutluymuş gibi gösterdiklerine değil de bazen gerçekten de mutlu olabildiklerine inanmamızın önünde bir engel göremiyorum.

Eleştiri: Benim bu konuya koydugum serh farkli bir nedenden kaynaklaniyor. Bizim insanimiz (%99 'u ) ortadogulu gorgusuzlugu ve sigligindan muzdarip. Paylasimlarda hicbir entelektuel derinlik yok. Ssdece tikinma ve plaj fotograflari. Ilkel bir varolus bicimi. Hedef sadece sonradan da elde edilmis olsa , para olsun , girtlak olsun , seyahat ve cinsellik olsun tamam. Ne bir kitap yorumu ne izledikleri bir film analizi ne bir festival duyurusu paylasiyorlar. Varsa yoksa Agop'un kazi gibi tikinma . Buna tepki gosterenler de kral ciplak dedigi icin hemen susturulmak isteniyor. Mutlu insanlari kim niye hazmetmesin ? Ha , mutluluk fotografi diye tikinma ve beach fotosu gosteriliyorsa bu bizi sadece gulduruyor. Elalemin on ay taksitini odeyecegi ozenti tatilin , hevesle paylastigi latince isimli yemek gorselinin kimseye zarari olmaz , kisiler kendi gorgu durumlarini ortaya koyar paylasim kaliteleriyle , sadece bunun " mutluluk " diye empoze edilmesi cok zavallica. Toplumumuzda son 10 yilda olaganustu bir sonradan gormelik gelisti maalesef . Mutluluk uzerinde de tekrar dusunmeli insanlar. Tikinma ve beach fotosundan ibaret sig yasantilar entelektuelleri sadece gulumsetir .

Yanıtım: Aslında Ortadoğu görgüsüzlüğü ve sığlığından ziyade, Ortadoğu deyince acıların kutsanması geliyor akla. Cenazelerde Batılı sakince gözyaşı döker ve acısını güneş gözlüğünün ardına gizler ve sevincini paylaşır, parti vermeyi gündelik bir keyif sayarken, Ortadoğu deyince acısını haykırmak, ağıt yakmak, kendini yerden yere atmak, acısını yansıtmayanı ise duygusuzlukla itham etmek geliyor.

Paylaşımlarda entelektüel derinlik iyidir, severim. Ama bunu başkasına bir beklenti olarak dayatamam. Plaj fotoğrafları beni rahatsız etmez. Yüzmeyi seviyorum. Plajda değilse de, kayalıklardan atlayarak, kafama göre nerede istersem orada da olsa, yüzmeyi, denizi seviyorum. Yemek yemeyi "tıkınmak" olarak tabir etmek bana biraz sert geldi. Yemek yemek hayattaki büyük zevklerimizden biridir. Bunu küçümsemem.

Aslında bakışaçınız tutarlı; tutarlı ama altında yattığını düşündüğüm zemin çekip alındığı vakit tutarlılığı kalmaz. Söylediklerinizin, pekçok yerde gördüğüm, "intellect" ile "emotion" karşıtlığına dayandığını düşünüyorum. "Akıl kavramlarla ilgilenir. Entelektüel mevzularla ilgilenen, ona yoğunlaşan insanların adeta duyguları yoktur. Onlar bedensel hazlardan keyif almazlar. Bunları önemsiz, geçici, küçük şeyler olarak görürler" gibi bir eğilim. Ben buna felsefî temelde karşıyım. Intellectus ve emotio karşıtlığının yapay bir karşıtlık olduğunu düşünüyorum. Kişi bünyesinde bu ikisini bir arada barındırabilir. Şahsen her ikisini de benimsiyor, ikisine hitap eden konulara da ilgi duyuyorum. Örneğin bu sabahı şu saate kadar kitap okumakla geçirdim. Şimdi mola verdim. Birazdan yüzmeye gideceğim. Felsefî metinleri okumaktan entelektüel bir haz aldığım kadar sevdiğim bir yemeği yemekten de ayrı bir haz alırım.

Sıralı yapmak bir yana, bu iki zihinsel bölgeyi aynı anda işletmek de mümkün. Şimdi bir fotoğraf koyacağım. Deniz karşısında, katlanır sandalyemi açıp, termos kupama kahve doldurup kitap okuyorum mesela. Yazın bunu sık sık yaptım. Ben sizi katı buldum bu konuda. Daha esnek yapıda olduğumu düşünüyorum. Tatil ve sofra paylaşımları görünce rahatsızlık duymuyor, mutlu oluyor, bunun altında "kendini mutlu gösterme gayreti" aramıyorum. Zira, benzer şekilde, okuduğum kitaplardan bahsettiğimde, yahut kavramsal bir sorunu ele aldığımda, bir başkası çıkıp, "kendini entelektüel gösterme gayretindesin" diyebilirdi benim için. Bunun sonu yok. Biraz rahat olmak lazım bence. Diyeceklerim bunlar.