5 Eylül 2017 Salı

Arakan'daki Katliama Sessiz mi Kaldık?

Myanmar’da yaşananlara dikkat çekmek istenmesini anlıyorum. Öte yandan uzak bir coğrafya. Orada olan bitenlere dair sağlıklı bilgi akışı yok -özellikle sosyal ağlarda. Şiddet içerikli görsellere ve videolara bakmıyorum. Paylaşmam da; zira bunun kederi ve karamsarlığı arttırmaya hizmet ettiğini düşünüyorum. Kaldı ki, paylaşılanların kayda değer bir kısmının Arakan’la ilgisi olmadığını biliyoruz.

Yardım edememenin verdiği çaresizlik hissini anlıyorum. Ama “Fransa’da insanlar ölünce ses çıkartanlar! ŞİMDİ NEREDESİNİZ?” nevinden suçlayıcı ifadeleri anlamıyorum. Kimsenin neye ses çıkartıp neye ses çıkartmadığının çetelesini tutmuyorum. Tek tek bireylerin ne dediğini değil de, genel olarak sosyal ağlardaki paylaşımları göz önünde bulundurduğumda Arakan’ın hiç de göz ardı edilmediğini söyleyebilirim. Daha bugün anahaberlerde gördüm. Ses çıkartılmasına çıkartılıyor da çözüm yok. “Ölenler Müslüman olunca neden sessizsiniz?” tarzı suçlamalara hak vermiyorum; zira tam tersine, iki sene önce Fransa’daki terör saldırısında yüz otuz sivil öldüğünde, insanlar, “anca’ölenler Batı’da olunca kınarsınız!” tepkisi almamak adına terörü kınamaya çekinmişti neredeyse. Ölenlerin Hıristiyan ya da başka bir inanca mensup olup olmaması önemli değildi. Böyle bir vurguya ihtiyaç yok. Ama unutmayalım, o olayın ardından bir futbol maçında, Fransa’da öldürülen siviller için yapılan saygı duruşunu yuhaladı bu millet. “Oh olsun!” diyenler az değildi. Diyeceğim o ki, Arakan’la empati kurulmuyor, ölenler Müslüman olunca sessiz kalınıyor gibi ifadeler gerçekleri yansıtmıyor -en azından abartılı.

Bu noktada Batı’dan yardım istenmesini de yanlış buluyorum. Çünkü herhangi bir Batı ülkesi Arakan’a yardıma giderse derhâl emperyalizm suçlamasına maruz kalır. “Bir çıkarları olmasa gitmezlerdi” denir. Ortadoğu ülkeleri yardım etmiyor. En son Katar’la uğraşıyorlardı. Batı yardım etmiyor; etse de emperyalisttir, “çıkarı için gitmiştir” filan deniyor. E çözüm ne o zaman? Bizler burada Endonezya’da, Afrika’da, Myanmar’da veya Laos'ta yapılan herhangi bir psikopatlığın videosunu paylaşsak ne, paylaşmasak ne? Madem Arakan’da böyle bir sıkıntı var, sınırda bekletmek yerine, oradan kaçan Müslümanların tamamını Bangladeş kabul edebilir mesela. Bangladeş dediğin 170 milyonluk ülke. Birkaç bin insanla sarsılmaz. Üstelik madem iki halk da Müslüman ağırlıklı, kültürel uyum sorunu da çıkmaz.

İlgisiz görsellerden arınmış sağlıklı bir bilgi akışı gerekiyor. Bir de artık ölen insanların dinî ya da etnik aidiyetlerine yapılan vurguya bir son vermek belki.

İnsanları ses çıkartmamakla itham edince bu işler çözülecekse birbirimizi suçlayıp duralım. Kendimizi kandırdığımızla kalırız öylece.

EK: Bangladeş sınırını tamamen kapatmış. CNNTürk anahabere konuk olan bir vakfın yetkilisi söyledi. Geçebilenler dağ bayır tırmanarak, orman içerisinden kaçak geçebilirse geçiyormuş.
Bugün Batı'yı eleştirmek kolaydır; çünkü modadır. Çünkü Batı'da zaten özeleştiri kültürü ve kendi içinde güçlü bir muhalefet mecvuttur. Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kendi içinde kendi politikalarını eleştiren hareketleri üretmiştir hep Batı.

Bugün cesur olmak, kolay olanı söylememek, gerçekçi ve çözüm odaklı olmak istiyorsak, ciddi ciddi, bi'zahmet BANGLADEŞ'İ DE eleştirebilmeliyiz. Yahu bir kez olsun, şu uluslararası toplum, Türkiye ve Dünya medyası, vatandaşından devlet görevlisine, bir kez olsun eeeey Fransa, ey Almanya, ey ahlâksız, emperyalist, sömürgeci Batı demesin de, bir kez olsun "ey Bangladeş!" deyiversin ya. N'apsın, uçak gönderip, Bangladeş sınırına yığılmış Arakanlıları da İsveç mi alsın? Neden ey Suudi Arabistan, ey 190 MİLYON NÜFUSLU Pakistan, ey Birleşik Arap Emirlikleri, ey Bangladeş, ey Endonezya diyemiyor insanlar? Neden bu ülkeler, bu kültürler adeta dokunulmaz, adeta eleştiriden muaf, adeta kutsal halelerle çevrelenmiş?

Bu kadar mı zor? Bu samimiyetsizlik canımı sıkıyor.