25 Eylül 2017 Pazartesi

Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi Gayet Olağan

Almanya’da "aşırı sağın" yükselmesine gerçekten şaşırdınız mı? “Naziler” yükselişteymiş; İkinci Dünya Savaşı’ndan ders çıkartmamışlarmış: Laf ola beri gele. Almanyası, Fransası, Hollandası, nereye gitseniz aşırı sağ oylarını arttırıyor ve bence bu tam da beklenen bir gelişme. Onlar yükselişini sürdürürken, ana akım medya olan biteni anlamaya çalışmak yerine, “ırkçılar”, “faşistler”, “Naziler” filan deyip soruna gözlerini kapayacak belli ki.

Empati deyip duruyor ya herkes, nedense empatiyi hep kendimiz için isteriz; ama başkasını anlamaya çalışayım diyen olmaz. Kendimizi Almanların yerine koyalım: Ülkende milyonlarca göçmen var. Uyum sorunları var. Bir çoğu sert bir şekilde direniyor. Tatilde gittiği kendi ülkesinde daha rahat takılırken, gurbet elde ulusal ve dinî kimliğine sımsıkı sarılıyor ve bunu her fırsatta görünür kılmak istiyor. Avrupa’da cami inşa ediyor, başını örtebiliyor mesela; ama Avrupalı İran’da, Suudî Arabistan’da başını açamıyor. Helal gıda bulabiliyorsun süpermarketlerde. Berlin’de bizzat görmüştüm. Ama İslam coğrafyasında helal kesim olmayan gıda bulamıyorsun. “Benim ülkeme geliyorsan benim kültürüme uyum sağlamak zorundasın!”, “saygı duymak zorundasın!”, “burası Müslüman ülke!” gibi sözleri dillendirip duruyorsun; ama Avrupa'da yaşarken “ben sana uyum sağlamam, kendi kültürümü yaşarım!” diyerek oradaki hak ve özgürlüklerden sonuna kadar yararlanıyor, son derece katı ve muhafazakâr da olsan orada sol partilere oy veriyor, “bize her yer Trabzon” zihniyetiyle gittiğin yeri değiştirip dönüştürmeye çalışıyorsun. Ortadoğu'dan kaçayım; ama Avrupa'yı da Ortadoğu'ya benzeteyim. Toplu taşıma araçlarında tekbir getiriyor, bağırıp çağırıyor, düğün konvoyu yapıp trafiği tıkıyor, kibar insanları bulmuşsun, birileri çıkıp eleştirince “pis Naziler sizi! Kültürümü her yerde yaşarım!” gibi tepkiler veriyorsun.

Yüzüne karşı kimse ses edemiyor; zira ses ettiği an ırkçı, Nazi ya da faşist yaftalamalarına maruz kalacağını, Avrupa solunun da bunu onaylayarak, “evet, suçlu olan biziz” tavrıyla onun karşısına dikileceğini biliyor. El-kaide gibi örgütlerin şiddet eylemleri, tekbir sesleri, karikatürist cinayetleri filan derken, yahu şu sorunu konuşalım, bu kültürler arasında doku uyuşmazlığı var, "bu iş nereye varacak?" diye soranları derhâl İslamofob ithamıyla susturuyor, sorunların konuşulmasına engel oluyorsun. Yeşiller de arkanda nasıl olsa. Konu kilit.

De Benoist, Bruckner ve Sunic gibi filozoflar ciddi anlamda Batı uygarlığı savunusu ve çok-kültürcülük eleştirisi yapıyor -tabi bihaberiz çünkü Türkçe'de yok. Sıradan yurttaşa gelince, insanlar tepki görmemek adına konuşamadığı zaman sessizce gider, sandıkta aşırı sağa oyunu verir kardeşim. Bundan daha doğal bir sonuç olamaz. Adam sola oy verirse Batı medeniyetinin içeriden çökeceğine inanıyor artık. Ülkesine gelen farklı kültürler baskın gelme yarışı içinde. Alttan alta bir medeniyetler çatışması yaşanıyor. Sonra da diyoruz ki “aaa, bu seçim sonuçları da ne böyle :/”

E ne bekliyorduk ki?