11 Ağustos 2017 Cuma

Genellemek İyidir

“Genelleme yapıyorsun" ifadesi çoğunlukla karşıdakini susturmak için söyleniyor. Bir ara “tüm genellemeler yanlıştır” cümlesi revaçtaydı. Sık sık paylaşılıyordu. Olay öyle bir noktaya vardı ki, insanlar düşüncesini öne sürerken tereddüt eder oldu. Herhangi bir sorundan bahsetsen, illa ki birisi çıkıp “genelleme yapamazsın!” diye tepki gösterebilir. Öyle kullanışlı bir silah ki, bununla konusunda uzman birisini de, herhangi bir olaya, kesime ya da kavrama ilişkin bir fikrini beyan eden birisini de kolaylıkla susturabilirsin. Kadın-erkek ilişkileri, toplu taşıma kültürü, üniversitelerin acınası hali, kimi şehirlerdeki sosyal hayat veya sosyal ağlar gibi herhangi bir konuda ne söylersen söyle, muhakkak birileri “incinecek” ve “genelleme yapıyorsun!” yaftasını şakkadanak alnına yapıştıracaktır.

Oysa genelleme yapmak iyidir. Zihni açar. Akıl yürütme becerisinin sağlıklı işlediğine işaret eder. Genelleme yapmadan fikir geliştiremez, kavramlar arasında bağ kurmakta zorlanır, her bir konuyu tüm tekil öğeleriyle ele alacağım derken tümelden uzaklaşır, sonsuz sayıda tekilliğin içinde kaybolup gideriz. Herhangi bir sözcük kullandığımızda, o sözcüğün bir varlığa, duruma, olaya ya da niteliğe işaret etmesi bile bir genellemedir. Sonuçta varolan her bir güvercine tek tek farklı isimler vermek yerine "güvercin" der geçeriz. Bir tanımımız vardır elimizde. Ha, tüm yeryüzünü gözlemleyecek olsak, illa ki o tanıma uymayan bir güvercinle karşılaşabiliriz. Mümkündür. Ama bu demek değil ki ben bu sözcüğü kullanamam.

Herhangi bir konuda konuşurken de gözlemlerine, okumalarına, deneyimlerine ve tüm bunların sentezine dayanarak bir düşünce inşa edersin. Zaten kendiliğinden olur bu. Bunu yaparken, kusura bakmayın ama hiç kimse konuya dair evrendeki her şeyi gözlemleyecek değildir. Eldeki verilerle yetinmek durumundadır. Dolayısıyla, insanları “genelleme yapıyorsun!” diye susturmak kolaycı, yararsız ve giderek gülünç bir taktik olmaktan öteye gitmez.

Genelleme iyidir. Canım genelleme ❤️ Başımızın tacı, gönlümüzün efendisi. Hayatta kalmamızın, sağlıklı öngörülerde bulunabilmemizin şartı. Genellemeyi sevmesek bile ondan kaçamayız zaten. Zorunludur kendileri. Akıl ve dil onu zorunlu kılar. Hâl böyleyken, genelleme yapıyor olma ithamına maruz kalmamak adına, her cümlesine, özür diler gibi, boynu bükük, omuzlar düşük halde “elbette genellemiyorum ama...” diye başlamak bir ürkekliğin işareti olabilir. Fuzulî laf kalabalığı. Olması gereken şu: Düşünceni koyarsın ortaya. Gerek deneysel veriler gerekse rasyonel gerekçelerle onu destekler, sebep (aklî) ve nedenlerini (dışsal) ortaya koyarsın. Beğenen alıp geder, beğenmeyen bırakıp gaçar.

Yoksa illa ki, ifade ettiğin düşüncenin göndermede bulunduğu milyon tane öğe içerisinde, ara tara tırım tırıs bir tane farklısını bulup “genelleme yapamazsın!” diyenler olacaktır. Hatta çoğunluk böyle bir istisna arama zahmetine dahi girmeyecektir.

Sorun değil. Sonuçta makûl insanlar güvercine güvercin demeye devam edecek.

Eleştiri: Genellemeler değişimi reddeden durum... hayat akıştır oysa ki

Yanıt: Genelleme yapıyor olma ithamının gereksiz ve keyfi kullanımına vurgu yapmak istedim. Durum o kadar ciddiyetsiz bir hal alabilir ve kuşkuculuk öyle bir noktaya vardırılabilir ki, "genellemeler değişimi reddeder" ve "hayat akıştır" ifadeleri de birer genelleme olarak reddedilebilir. Keyfi ve büyük genellemeler zaten çökmeye mahkum. Ama makul ve gerekçelendirilmiş bir genellemenin altına "Bkz. Bütün Genellemeler Yanlıştır" yazmak tartışmayı haksızca bitirmek olur.

Hayat akıştır. Doğru. Ama hayatı anlamlandırırken belirli kavramsal çerçeveler üretir, varolana o çerçeveden bakarız. Genellemeler kaçınılmazdır. "Kırmızı" der geçeriz. Oysa bu kurgusal bir inşaadır. Gerçekliğe tekabül etmez; zira kırmızının milyonlarca tonu olabilir. Hatta sonsuz sayıda. Ne var ki, bu farklılıkları göz ardı ederek, işe yarar kavramlar inşa etmek zorundayız. En temel şeylerde bile böyleyken, sosyal, kültürel ve düşünsel kimi konularda fikir beyan ederken kimi genellemelere varmak kaçınılmaz. "Türk halkı çay içer", "Ortadoğu'daki terör örgütleri zalimdir", "Erzurum muhafazakar bir şehirdir", "geleneksel aile kurumu zordadır", "Türkiye'de evrim teorisi reddedilme eğilimindedir", "Slav kadınları güzeldir" gibi, aklına gelebilecek tüm ifadeler genelleme olarak görülüp reddedilebilir. Bu bizi konuşamamaya götürür.

Hayat akıştır. Kesinlikle. Varolan kavramsal çerçeveler akış halindeki hayatın değişimlerini açıklayamadığında, istisnalar giderek çoğalıp kaideyi bozacak kadar güçlendiğinde, genellemeler pekala terk edilebilir. Kendi kendilerine çökerler zaten -ve yerlerini yenilerine bırakırlar.

Genelleme eleştirisini sorun etmiyorum da, genelleme yapıyor olma ithamını bir münazara aygıtı olarak suiistimale açık buluyorum. Umarım meramımı anlatabilmişimdir.

Ek: Kesinlikle. "Önyargılısın!" dendiğinde durup düşünmek gerekiyor. Acaba gerçekten de durduk yere, anlamsız yere önyargıya mı sahibiz, yoksa bu önyargılar deneyimlere, yaşanmışlıklara dayanan, yahut gayet bilinçli bir akıl yürütme süzgecinden geçmiş SONYARGILAR mı?
Önyargıdan herkesin aynı şeyi anladığından emin değilim. Gadamer Hakikat ve Yöntem adlı iki ciltlik başyapıtında önyargının dünyayı anlamamız için zorunlu olduğunu savunuyor. Kısmen okudum. Bir ara o iki cilde birkaç ayımı ayırmayı planlıyorum.

Gerçekten önyargılı, yani temelsiz yargılara sahip insanları eleştirmeye varım da, temellendirilmiş, üstelik kimi yaşanmışlıklara dayanan yargılar için de "önyargı!" deyip geçiştirmek, "genelleme yapıyorsun!" suçlamasına benzer, kof bir taktik.

Ek 2: Şimdi ben mesela "Türkiye'de toplu taşıma özelleşmeleri rant kavgasına yol açmaktadır" dediğimde, derhal birisi çıkıp "Tamer genelleme yapıyorsun, bak mesela ben dolmuş hattı sahibiyim ama kavga filan etmedim" diyebilir. Dediğiniz gibi yüzleşmeyi sevmeme veya alınganlık ile açıklanabilir bu durum. Ben o cümlenin başına "bazen" kelimesini koymuşum, koymamışım, önemli mi? Sonuçta rant kavgası çıkıyor mu? Çıkıyor. Bizzat gözlemledim. Minibüsçülerin birbirini vurduğunu bilirim. Daha geçen gün Sabiha Gökçen'de yaşanan bıçaklı kavgayı biliyoruz.

Yani kimi örnekler genel bir durumun tezahürleri. Altta yatan bir sıkıntının dışa, yüzeye vurmaları. Ben bu genel sorunu görmezden gelip, tek tek örneklere bakıp, onları bağıntısız, kopuk, hiçbir temeli olmayan, anlamsız birer olay olarak ele alırsam sorunu ve soruna sebep olan örüntüyü anlayamam.