27 Temmuz 2017 Perşembe

Batı'nın Ahlâksızlığı ve Kadın Erkek İlişkileri

“Batı’nın ahlâksızlığı” deyince anlaşılan nedir? Görünen o ki kadın-erkek ilişkileri. Yani kadın ve erkeğin sevgili olması, evlenmeden aynı eve taşınması, çocuk sahibi olması filan. Vay ahlâksız Batılılar! Hostellerde kızlı-erkekli aynı odada kalırlar, dekolte giyinirler, kadın-erkek birlikte eğlenir kahkaha atarlar. Pis terbiyesizler bizi etkilemesin de “yüksek ahlâkımız” bozulmasın(!)

Batı’nın ahlâksızlığı diye bir şey yok. Hatta biz Batı’nın bilimini, teknolojisini, seküler hukukunu filan aldık almasına ama asıl ahlâkını almadık. Hani bastırır parayı son model metro trenlerini alırsın ama insanlar inenlere öncelik vermeden binmeye çalışır ya, onun gibi. Hani en iyi yol yapım makineleriyle bisiklet yollarını yaparsın da yaya ve araç işgali yüzünden bisikletinle o yoldan gönül rahatlığıyla gidemezsin ya, bir nevi o. 

Keşke Batı’nın ahlâkını alsaydık. Zira kadın-erkek ilişkilerinde önemli olan şey karşılıklı istek ve rıza. Karşı cinsler birbirini rahatsız etmediği sürece, rıza söz konusu olduğu sürece orada hiçbir ahlâksızlıktan söz edilemez. Karşılıklı rıza ile, yani seve seve, bile isteye birbirine yakınlaşan yetişkin bireyler için “ahlâksız” gibi bir ibare kullanmak çok çirkin. Artık anlamamaktan mı kaynaklanıyor, yoksa bir tür kıskançlık mı, bilemiyorum. Şunu biliyorum ki asıl ahlâksızlık, rıza ve istek olmaksızın birlikte olma arzusu, yani kendi iradeni karşındakine dayatma, kadın ya da erkek karşındaki bireyin iradesini yok sayma isteğidir. Zaten rıza ve istek dikkate alınmadığı vakit ortaya çıkan dayatmacı, yani karşındakinin iradesini hiçe sayan yaklaşıma taciz denir. Doğal sonuç. Neden bir türlü şu sorun gündemimizden düşmez? Asıl ahlâksızlık burada olduğu için, rıza mıza takmadığımız için olabilir mi?

Karşılıklı rıza ve isteğin egemen ilişki kipi olduğu bir toplumda, hostellerde aynı odada kalanların birbirini rahatsız etmediğine şaşırmamıza gerek kalmaz. Ama bizim toplumumuzda insanlar şaşırır: Kadın o odada kaldığına göre adeta sonuçlarına katlanacaktır! "O da oraya gitmeseydi" muhabbeti gibi. Düşünceye bakar mısın? Nasıl da altında aslında karşısındaki yetişkin bireyin iradesini, yani onun istek ve rızasını hiçe sayma eğilimi yatıyor. İlla bir ahlâksızlık aranacaksa, asıl başkalarını insan yerine koymayan, onun ne hissettiğini umursamayan bu anlayışa bakmalı. Bu başkasını hiçe sayma, onun rızasını almayı, onun arzusunu önemsemeyi reddetme eğiliminin egemen olduğu toplumlarda kadın ve erkek birbiririnden uzak tutulur. Beceremezler bir arada durmayı. Bunun yerine, bir-aradalığı başarmış coğrafyaları ahlâksızlıkla itham etmekle ve kendini ahlâklı bulmakla oyalanır durur. Hangi hakla yetişkin bireylerin rızaya dayanan birlikteliklerini çekiştiriyor, kendilerini nasıl bu denli üstün görüyorlar, tuhaf doğrusu.

Aslına bakarsanız, “değerlerimiz” diye çokça övünülen şeylerin adının “yasaklarımız” olarak değiştirilmesi lazım. Ve bizim, “Batı’nın ahlâksızlığını aldık” diye değil, “neden onların ahlâkını almadık?” diye üzülmemiz gerekirdi.