27 Haziran 2017 Salı

"Yurtdışında Tatil Yapana Yaptırım Uygulansın" Önerisi


Bu yaz üç hafta boyunca Bosna-Hersek ve Sırbistan’ı gezeceğim. Önümüzdeki dönemde aklımda Balkan ülkeleri, Beyaz Rusya ve İran var. Uzakdoğu ve Güney Amerika şu an için hayal; zira mesafe uzadıkça uçak biletleri müthiş pahalı oluyor. Avro bölgesinde henüz gitmediğim ülkelere ise yeşil pasaportumu aldıktan sonra giderim diyorum.

Yurtdışına çıkmayı seviyorum. Bir kere dışarıda kendimi daha özgür hissediyorum. İkincisi, farklı şehirler görmek, değişik bir mimari ile karşılaşmak ve yerel lezzetleri tatmak çok zevkli. Üçüncüsü, tarihe ve plastik sanatlara ilgi duyduğum için müzeleri ve sanat galerilerini gezmeye bayılıyorum. Deniz-kum-güneş üçlüsü bana pek hitap etmiyor.

Turizmcilerin açıklamalarını duydunuz mu? Tatilinizi yurtiçinde yapın, dışarı çıkmayın filan. Bu tavsiyelerde ölçü kaçtı. Birisi çıkmış, yurtdışına tatil yapanlara yaptırım uygulansın, ek vergi getirilsin filan diyor. Twitter’a biraz baktım, genellikle tiye alan yorumlar gördüm. Fantaziymiş. Olmazmış öyle şey. Ben burada tiye alınacak bir durum görmüyorum. Booking’in yurtiçinde kullanımını yasaklamış, Vikipedi'ye erişimi engellemiş, insanları Bireysel Emeklilik Sistemi’ne zorla sokmuşlarken ben hiçbir yasağa ve yaptırıma şaşırmam. Zaten çoğu ülke Türk vatandaşlarını vizesiz ülkelerine sokmuyorken bu durumu daha da zorlaştırmak anlamsız; ama pekâlâ zorlaştırabilirler. Hatta bu yaptırımları "yerli ve milli turizm" adı altında meşrulaştırabilir, parasını yurtdışında harcayanların “vatan sevgisinden yoksun” olduğunu ima edebilir, devlet memurlarının yurtdışına çıkışlarını bir genelgeyle yasaklayabilirler. Hiç de şaşırmam. Hazır OHAL yürürlükteyken kraldan çok kralcıların astığım astık, kestiğim kestik söylemlerini daha sık işitir olduk: “Yasaklansın!” “Yaptırım getirilsin!” “Vergi bindirilsin!” vs.

Türkiye’de nüfusun yalnızca %14’ünde pasaport olduğunu okumuştum. 2016’da yurtdışına gidenlerin sayısı nüfusun onda biri kadar. Çoğu Gürcistan’a gitmiş zaten. Dolayısıyla geri kalan, “parayı bize harcasınlar” denirken kastedilen kitle beyaz yakalı, dil bilen, asgarî ücretin iki katı kadar veya az buçuk daha fazla geliri olan, binbir uğraşla vize çıkartıp müzedir, katedraldir, sanat galerisidir gezen, sen ben gibi tipler. Deniz-kum-güneş tatili yapanlar zaten genellikle Türkiye’de kalıyor. Ve zaten nüfusun büyük çoğunluğu tatil filan yapmıyor. İnanç turizmi var bir de gerçi; ama turizmcilerin “umreye gitmeyin de paranızı bizde harcayın” deme cesareti göstereceklerini sanmam.
Belli de olmaz. Para söz konusu olunca değer meğer kalmıyor. Bir yandan bayramlarda aile ziyaretleri yerine tatile gidenler eleştiriliyor, diğer yandan Ramazan Bayramı’nda tatil yapalım diye televizyonlarda tesis reklamları dönüyor.

Vay be. Kim derdi ki Türkiye gibi yabancı turisti cepte bilen bir ülkede turizmciler orta direğin parasına muhtaç hâle gelsin? Oluyormuş demek ki.

Tamer.