22 Haziran 2017 Perşembe

Pembe Otobüs Bir İtiraftır


Batı’da doğmamış Batılılar, yani Ortadoğu’da dünyaya gelmiş ama zihniyet bakımından Avrupaî olanlar için yaşam alanları giderek daralırken, bu insanlar biraz olsun nefes almak uğruna İzmir’e, Trakya’ya veya Ege’nin kimi kentlerine yerleşme planları yapıyor. Bir arkadaş “kurtarılmış bölgeler” ifadesini kullanmıştı ve eklemişti: “Yozgat’ta başhekim olacağıma Stockholm’de garson olmayı tercih ederim.” Bir de malûm, “iyi ki aile kurup Yeni Türkiye'ye çocuk getirmemişim” gibi teselliler.

Kadınlara özel vagon uygulamasının başlamış olması üzücü. Kadınlara özel vagondur, pembe otobüstür, ayrı duraktır, okuldur, sınıftır fark etmez. Sonuçta her biri bir başarısızlığın, bir mağlubiyetin itirafı. Biz, kadınlar ve erkekler olarak insan gibi bir arada yaşamayı beceremedik. Eskiden kamusal alan erkeğe aitti. Kadın mahremdi. Dolayısıyla ait olduğu yer harem, yani evdi. Dışarı çıkmaz, çıksa da kapanıp görünmez olur, mümkün olduğunca gözlerden uzak durur, karşı cinsle iletişim kurmazdı. Cumhuriyetle birlikte gerek istemli, gerekse kentleşmeden kaynaklı olarak mecburen bir araya gelişler, zarurî karşılaşmalar çıktı ortaya. Ve ataları görücü usulüyle evlenmiş insanlar, Türkiye’nin sonraki nesilleri bu geçişi başaramadı. “İlişki” denen şey bizde oturmadı bir türlü. İlişki derken akla yalnızca aşk veya evlilik gelmesin. Türkiye’de karşı cinsten yaşıtlar birbirlerine gülümseyerek selam vermeyi bile beceremedi. Gülümseyen erkek “sarkıntı”, gülümseyen kadın “yollu” varsayılma korkusundan suratlarını giderek daha çok asarken, kamusal alan bir gerilimler ve iletişimsizlikler geçidine dönüştü.

Oturmadı bir türlü. Flört, centilmenlik, iltifat filan bir yana, nezaket ve mesafe bile oturmadı. İşin en acı tarafı, taciz ve sarkıntılık gibi konulardan yakınan insanların, zaten kadın ve erkeği her alanda birbirinden uzak tutmak isteyen, bunu gerekli gören zihniyetlerin değirmenine su taşıması oldu. Ne zaman bir taciz, saldırı ve benzer bir hadise olduysa her seferinde “gördünüz mü bak! Biz demiştik. Kadın ve erkek zaten bir arada duramaz” diyenler çıktı ortaya. Böyle düşünmeyenlerin, nam-ı diğer çağdaş kesimin şikayetleri, böyle düşünenlerin, yani tutucuların önerilerini dolaylı olarak desteklemiş oldu. Hep birlikte kadın otobüslerine, kadın vagonlarına, kadın plajlarına doğru yol aldık. Bundan sonraki aşama, kadınlara özel mekânlar varken karma mekânları tercih eden kadınları en hafif tabirle “meyilli” olarak nitelemek olacak. Görünen köy kılavuz istemez.

Dedim ya, insan gibi bir arada durmayı beceremedik. Bu yüzden, bence, pembe otobüs gibi uygulamalar karşı cinsle iletişim, nezaket ve bir aradalık gibi konulardaki büyük başarısızlığımızın kanıtıdır.

Tamer.