3 Ekim 2015 Cumartesi

Heidegger ve Hümanizm


Hümanizm üzerine okuma yapıyorum. Heidegger'in hümanizm üzerine yazdıkları, Sloterdijk'in İnsanat Bahçesi için Kurallar'da Heidegger'i tartışması vs. Postmodernizmin ve post-yapısalcılığın hümanizmi eleştirdiği de malûm. Kimi eleştiriler insanı merkeze almanın onu kibre götüreceği, bencilce davranıp kendi türünden başka türleri umursamayacağı yönünde. Şahsen eleştirilmez bulmamakla birlikte, hümanizmi benimsiyorum. Aydınlanma'nın henüz tamamlanmamış bir proje olduğunu savunan Habermas, Sloterdijk ile tartışırken, hümanizmi eleştirenlerin doğru düzgün bir alternatif sunmadığını söyler. Alternatif var aslında: İnsanı aşağılayan nihilizm formlarının tezahürleri her yerde hortluyor. Hümanizmden hoşnutsuz düşünürlerin genellikle aydınlanmadan, rasyonaliteden, herhangi bir dogmadan bağımsız şekilde, açık fikirle tartışmaktan da hoşnutsuz olduklarını fark etmek zor değil. Çoğunlukla dindar, kilise yanlısı, İslamcı vb. kişilerin hümanizme karşı olmalarında şaşılacak bir şey yok. Hümanizmi yerden yere vuran şu postmodernizm garabeti geride kalmak üzere. Açıkçası yeni bir dönemin eşiğinde olduğumuzu hissediyorum. Çok-kültürcülük projesinin tutmaması, Aydınlanma eleştirisinin bağnaz grupların güçlenmesiyle sonuçlanması gibi sorunlar yeni ve daha ölçülü bir hümanizmin doğuşuna ön ayak olacak.

Heidegger'in Varlık ve Zaman'ını çalışırken, Hümanizm Üzerine Mektup'unu okurken, kısmen Sloterdijk gibi hissediyordum. Bu işte bir yanlış vardı. Hümanizmden, İnsan'dan kurtulmaya çalıştığın yerde İnsan'a dönüyordun yine. Üstelik doğru düzgün bir alternatif sunmuyordun. Heidegger, Dasein için bir türlü İnsan demez de, orada-olan, bulunuş, Dünya-içinde-olan-varlık, zamansal varlık gibi kavramsallaştırmalara gider. Heidegger'in derdi malûm: Descartesçı özne metafiziğini yerle bir etmek. Heidegger'e göre özne-nesne ikiliği ve bilince ayrıcalıklı ve özerk bir yer verilmesi, mesela insanın özne, doğanınsa nesne olarak görülmesi sıkıntılıdır. Bu nedenle Heidegger özne demez. Dasein, bağlamsal bir varoluşu haizdir. İçinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal koşullar, diğer varolanlar, her şey tarafından belirlenen, belirlenen demeyelim de, onlarla birlik içerisinde varolan bir varlıktır -ayrı, yalıtık, bağımsız bir özne değil. (Daha ileri okumalar için bkz. vorhanden/zuhanden ayrımı) Ne var ki, Heidegger açıkça şunları da söyler: Varlık'ı anlamak, Varlık sorununu çözmek için bu soruyu sorana, onu çözümleyene bakmak, ondan yola çıkmak gerekir. Birkaç cümle sonra bu soruyu soranın, varlığı, anlamı, hayatı sorgulayanın Dasein olduğunu söyler. Lafı dolandırmadan söyleyelim: Yani İnsan. 

Bir kere bizler insanız. Kendimizden yola çıkmamız, kendimizi merkeze almamız için özel bir çaba gerekmiyor -ne de ayrıcalıklı bir konum. Ben, bizatihi insan olduğum için, insandan yola çıkmak zorundayım. İnsanı aşağılayan, insan yeryüzünün mikrobudur, en lanetli varlığıdır, yeryüzünün hayrına yok edilmelidir gibi büyük laflardan haz etmiyorum. Hümanizm eleştirisi nihilizme yol açacaksa ben orada yokum.

Tamer Ertangil.