20 Ağustos 2015 Perşembe

Rusya Gezisinden Resim Üzerine Notlar (3)


Bu küçük sergi odası sesliydi. İşittiğiniz seslerden hikayenin hangi tabloda geçtiğini tahmin ediyordunuz. İlk kez böyle bir deneyim edindim.


Melekle Akşam Yemegi. Ne gündüz ne gece. Birliğin, beraberliğin simgesi olan yemek masasında adam tek başına. Ona eşlik eden melek muhtemelen ölmüş karısının ya da bir akrabasının hatırası. Belki de yalnızlığı vurgulanmak istenmiş ve melek figürü ile kimse kastedilmemiş. Bilmiyorum. Ressam Vladimir Elchaninov / 2006.


Pavel Grishin'den Leonardo Da Vinci'ye selam. Son Akşam Yemeği. Bu kez İsa ve on iki havarisinin yüzleri ve ifadelerinde yansıyan duygular yok. Ne düşünüyorlar, nasıl hissediyorlar bilmiyoruz. Gerisi hayâl gücümüze kalıyor. Da Vinci'nin freski o kadar güçlü ki insan bu anonim yüzlere bakarken bile Da Vinci'nin karakterleri canlanıyor gözünde.


Vladimir Dukhollinov / 2005. Solda aklın bakışımlı, köşeli, kesin ve keskin uzamı. Sağdaysa doğal olanın, duygusalın öngörülmez kıvrımları. Sağ ağır bassa da denge yakalanıyor. Apollon ve Dionysos'un, Süperego ve vahşi benliğin dengesi. Huzur.


Samandan ya da otlardan (?) oluşma melek kanatlarına sahip ama kanatlarının ağırlığından uçamayan köylü kadınlar.


"Başka bir gün daha". Her gün bir öncekinin aynısı. Öte yandan dolabın her kapağı farklı renkte. İnsanın önündeki sonsuz seçenekler gibi. Yeni, rengârenk deneyimlere yelken açmak kısmen de olsa elimizde. Ressam Denis Ichitovkin / 2006.


"Sanat +" hareketinin amacı insan etkinliğinin iki karşıt alanı olarak bilim ve sanatın bireşimini sağlayarak bu karşıt ikiliği aşmak. Gördüğünüz eserde bilim insanları ile sanatçılar beraber çalışmış. Her bir elinizden ikişer parmağınızı belirli yerlere koyup düşünüyorsunuz. Rasyonel, analitik, sözel şeyler düşündüğünüzde beyninizin sol lobu harekete geçtiği için aygıt sol hoperlörden, derinizden aldığı titreşimlere göre bir ezgi türetiyor. İkinci denememde II. Nikolay'ın ölümünü, Nietzsche'nin coşkulu bir aforizmasını ve yücelik hissi veren kendime özel bir mevzuyu düşündüğümde sağ hoperlörden, gürültülü ve gergin bir ezgi meydana geldi.


Yunus'un Öyküsü. Denizin ortasında çıkan fırtına üzerine gemidekiler günahkârı saptamak için kura çekerler. Kura sonucu Yunus denize atılır ve Tanrı tarafından bir balık gönderilir. Balığın karnında karaya çıkana dek dua eden Yunus Peygamber karaya çıktığında onbinlerce kişiyi dinine inandırır. Balık, teknesidir Yunus'un. Yutulması ise kendi vicdanının girdabında sınanması. Vladimir Fateev / 1990.


Bu bir tablo değil, boş bir çerçeve. Karşıdaki görüntü ise galeriyi gezenlerin canlı görüntüsü. Hayatın kendisi bizatihi sanat yapıtı hâline getirilmek isteniyor. Bedri Baykam da boş bir çerçeveyi yüksek bir fiyata Ülker'in patronuna satmıştı diye hatırlıyorum. İlginç bir konsept ama yaşama sanatı denince zanaatkârların sepetlerini, halılarını ve kadınların dikiş nakış işlerini tercih ederim. Onları yalnızca temaşa etmiyor ayrıca kullanıyoruz.



Job ve Karısı. Kadının kibar tabiriyle dırdırından, sözel şiddetinden yılmış bir adam görüyorum şahsen. Karısının eli tabanca gibi Joe'nun kafasına dayanmış. Joe'nun tartışacak, cevap verecek takâti yok. Dimitri Margolin / 2012.


Adem ve Havva. Suçluluk duygusu sezdiriyor kendini. Adem, kendisini yasak meyveyi yesin diye ayartanın Havva olduğunu söylercesine onu işaret ediyor. Tarihin başlangıcından beridir kadının şeytanî ve ezeli ayartıcı olarak görüleceğini bilmeden. Artalanda Leibnizci " mümkün Dünyaların tümü " var. Gönderildikleri Dünya ise Leibniz'in sandığı üzere mümkün Dünyaların en iyisi olmasa gerek. Ressam Aleksandr Sagoskin.



Velasquez'in meşhur "Las Meninas" (Nedimeler) tablosunu bilgisayarda bir fotoşop efektine tabi tuttuğunuzda bu görüntü elde ediliyormuş. Ressam Andrey Rudjev ise bunu geleneksel yöntemlerle yapmış. Nedimeler, ressamın birden fazla odak noktası sunduğu, resme kendini de dahil ettiği ve Foucault'nun Kelimeler ve Şeyler adlı kitabının kapağını süslemiş bir eser.


Solda Heidegger'in yel değirmeni örneğinde olduğu gibi, rüzgârın inisiyatifine teslimiyet. Balık gelirse ne âlâ. Sağdaysa doğaya müdahale. Zorla koparıp alma, onu dönüştürme. Hayatta ikisi de var. Ressam Maria Safronova / 2010.