22 Ağustos 2015 Cumartesi

Maksim Gorki'nin Evine Yaptığım Ziyaret


Maksim Gorki'nin Ana adlı kitabını çoğunuz okumuşsunuzdur. Çocukluğum adli otobiyografik romanı da ayrı bir güzeldir. Filmi de güzeldi bence. Gorki son yıllarını Sovyet hükümetince kendisine tahsis edilen bu küçük çaplı malikane de geçirmiş. Içeriye kar ayakkabısı gibi terlikleri ayakkabınızın üstüne giyerek girebiliyorsunuz. O terlikvari aparat başıma bela oldu. Ayaklarımı süre süre gezindim :) Gorki'nin çalışma odası ve daktilosu.


Her insanın farklı merakları olabiliyor. Öylesine çalkantılı yıllarda Gorki samuray ve ejderha figürleri gibi onlarca Uzakdoğu kültürüne dair biblo biriktirmiş.


Kitaplığı olmayan yazar olmaz elbette. Şahsen kapaklı kitaplıkları sevmem. Kitapla arama mesafe koyuyor gibi gelir.


Gorki ve oğlu. Oğlunu çok severmiş ve maalesef oğlu kendisinden önce vefat etmiş. Bundan sonra Gorki 2-3 yıl dayanmış; zira oğlunun ölümünün ardından Gorki'nin bütün neşesi kaybolmuş.


Gorki'nin yatak odası. Küçük bir kız çocuğu olan torununu çok severmiş Gorki. Ölümüne doğru torununun -yatağın yanında gördüğünüz- fotoğrafını hep başucunda tutmuş.


Burası, dedim ya, sıradan bir ev değil, daha ziyade bir konak. Yemek odasında kahvaltılar ailece yapılırken, özellikle akşam yemeklerinde konuklar eşlik edermiş. SSCB'de Yazarlar Birliği'ne başkanlık eden Gorki'nin sofrasına gelmeyen kalmamış. Sosyalist gerçekçiliğin Sovyetlerin öncü sanatsal akımı olmasına da bu odada karar verilmiş. Sosyalist gerçekçiliğin zamanla yalnızca öncü değil, yegâne izin verilen sanat akımı hâlini almasına yaşasaydı ne derdi acaba.


O akşam yemeklerine bir örnek. Bir başka fotoğrafta Gorki kız çocukları ile yemekteydi. Görevli teyzeye bu çocukların yetim olup olmadığını sordum. Anlattı ama söylediği Rusça kavramı hiç duymadığımı söyleyince "kızlara özgü izcilik gibi bir şeydi" dedi. Çocukken kendisi de bu izcilerdenmiş.

Tamer.