23 Ağustos 2015 Pazar

Dostoyevski ve Rusya


Dostoyevskaya metro istasyonunun duvarlarında Dostoyevski'nin romanlarından sahneler ve yarattığı karakterler var. Bu sahneye ben de dahil olmak istedim. :)


Suç ve Ceza'nın Raskolnikov'u olsa gerek.


Bir başka duvar. Bu metro istasyonu açılacağı zaman bazı "duyarlı" kişiler resimleri karamsar bulmuş. Bunun üzerine çizimleri yapan sanatçı "gülücükler saçarak dans eden insanlar mı çizseydim? Dostoyevski'de öyle şeyler yok" demiş. Konu kapanmış.


Büyük üstada saygılar. Bir gün iktidara gelirsem Türkiye'deki metro istasyonlarını Sait Faik'e, Fazıl Say'a, Oğuz Atay'a, Yakup Kadri'ye, Neşet Ertaş'a vs. adayacağım. İsmail Türüt ve Uğur Işılak gibiler tarihin çöplüğünde unutulup gidecek :)


Dostoyevski'nin çocukluğunun geçtiği evin misafir odası. Babası doktormuş. Zaten ev çalıştığı "yoksullar hastanesi"nin yanında, bir nevi lojman. Babası burada akşam gelen hastalara reçete yazarmış. "Babamın meşgul olmadığı akşamlarsa evde birimiz yüksek sesle kitap okurdu ve herkes dinlerdi."


 "Hava kararınca bakıcımız gelirdi. Annem hep bazı işlerle meşgul olurdu. Bakıcımızsa bize türlü hikayeler, masallar anlatırdı. Bazen dört kardeş o masaya otururduk ve bize ders yaptırırdı. Bazı akşamlar annemle babam iade-i ziyaret için bir yerlere giderlerdi. Ev bize kalır, dört kardeş kör ebe oynar, şarkı söyler, dans ederdik. " Dostoyevski'nin çocukluğunda bakıcısının hikaye anlatıcılığı belli ki etkili olmuş.



İmparatorların saraylarından ve dinî mekânlardan daha kıymetli olan nedir? Müzeler. Özellikle yazarların, sanatçıların ve filozofların yaşadığı mütevazı evler. Dün sabah ilkin Dostoyevski'nin evine gittim. Dış kapıyı görünce akla Yeraltından Notlar romanı geliyor.


St. Petersburg'da yaşadığı sürece hiç ev almamış, yirmi kez taşınmış ve bir evde en fazla üç yıl oturmuş Dostoyevski. Burası ailesiyle birlikte oturduğu son ev. Misafir odası. Yaşarken tanınma şansına nail olduğu için misafiri çokmuş. Ama bazen haz etmediği bir gazeteciye randevu vermeyip, sıradan bir üniversite öğrencisine uzun zaman ayırdığı olurmuş.


Misafir odasının masasının üzeri. Sağdaki kapıdan çalışma odasına girmeden önce burada biraz vakit geçirir ve sigaralarını -iki farklı tütünü karıştırarak- hazırlarmış. Tütün kutusunun arka yüzünde kızının notu duruyor: "28 Ocak 1881. Babamız öldü."


Dostoyevski'nin çalışma odası. Her gece 11-12 gibi masasının başına geçer, sabah 6-7 oluncaya dek yazarmış -bir sigaranın ardına ikincisini yakarak, durmaksızın. Kopkoyu içermiş çayını da.


Dostoyevski'nin karısı Anna'nın çalışma masası. Tanışma öykülerini duymuşsunuzdur. Dostoyevski'nin borçları vardır. Kumarbaz adlı kitabı dikte ederken yazması ve temize çekmesi için stenograf olarak tutar kendisini. Kitap rekor hızda biter. Beraber çalışmayı sürdürürler. Sonuç evlilik. Masanın üzerinde gelir gider defteri ve abaküs var. Bir de Dostoyevski'nin fotoğrafı. Hesap-kitap, yayınevleriyle yazışma, çocuklarla ilgilenme ve tüm diğer işleri Anna üstlenmiş.


"Romanlarından bir bölümü sesli olarak okurken bambaşka bir ruh hâline bürünürdü. Herkes susar, dikkatle dinlerdi. Konuşmasını sık sık kesen öksürükleri salonun her köşesinden işitilirdi." Dostoyevski ciğerlerinden ciddi olarak rahatsızlanınca tedavi icin Almanya'ya gitmiş. Anna çocukları bırakamayız diyerek St. Petersburg'da kalmış. Bunun üzerine Dostoyevski dönüşte Anna için bu manzara resimlerini getirmiş.


"Eve gelir gelmez ilk sorusu 'çocuklar nerede?' olurdu. Bir dostuna yazdığı mektupta 'neden evlenip çocuk sahibi olmuyorsun. Hayatın anlamı çocuklar' diye yazmıştı. Çocuklar babaları çalışırken onu rahatsız etmez. Bir kağıda şeker istediklerini yazarak kapının altından gönderirlerdi." Dört çocuklarından ikisi ölmüş. Özellikle Alyoşa'nın ölümüne o kadar üzülmüş ki önceki evlerinden bu nedenle taşınmışlar. İki çocukları yaşamış: Liubov (kız) ve Fyodor. Liubov hiç evlenmemiş ve 1926 yılında ölmüş. 1921'de ölen Fyodor'unsa Andrey (Ö. 1968) adında bir oğlu olmuş. Dostoyevski'nin çocuğunun torunları şu an St. Petersburg'da yaşıyor.

Tamer.