5 Şubat 2015 Perşembe

Laiklik Önceliği ve Biraz Müzik


Işid'in yaptığı katliamlar malûm. Geçenlerde Japon bir gazeteciyi öldürmüşlerdi. Bugünse Ürdünlü bir pilotu yakarak infaz ettiler. Zamanında Kuteybe Bin Müslim'in, onca Türk'ü, İslamiyete dönmediler diye katlettiği bilinirken, yapılan bu katliamlara gerçekten şaşırıyor musunuz? "İşte gerçek İslam bu!" diyecek değilim. Bu tip saldırgan bir tavır hiçbir şey kazandırmıyor. Bunu yapınca, insanlar -bilakis- dinî inançlarına dört elle sarılıyor. Çeşit çeşit İslam anlayışları, yorumları var. Mezhepler var, hadisler var, o hadis sahih, bu hadis sahte diyenler var, hadisleri bırakıp Kuran'a dönelim diyenler var, var oğlu var. O yüzden gerçek İslam nedir tartışmaları bana boş geliyor. Gerçek komünizm Kuzey Kore'deki mi? Küba'daki mi? Sovyetlerdeki miydi? Yoksa henüz hiçbir yerde tesis edilmedi mi? Siyasal İslamcılar, mükemmel olanın İslam olduğunu, kusurlu olanınsa müslümanlar olduğunu söylerken, sosyalistler, sosyalizmin mükemmel olup, kusurlu olanın sosyalistler olduğunu ima ediyor. Sapla samanı birbirine karıştırmak istemiyorum; ama bir koşutluk olduğuna da kuşku yok.

Gerçek İslam nedir, onu bilemem. Ama şu anda Ortadoğu'da görüleni pek matah bir pratik değil. Geçenlerde -şu an için adını unuttuğum- muhafazakâr bir yazâr, "ninelerimizin, dedelerimizin müslümanlık anlayışına dönmemiz gerek" diyordu. Siyasal İslam bataklığında debelenmenin, daha da diplere batmaktan gayrı bir işe yaramadığını anlamış gibi duruyor, ve dinin, Allah'la kul arasında, Tanrı ile kişi arasında, bireysel bazda yaşanması gerektiğini söylüyor, "siyasete dinî bulaştırmaksızın, ninelerimiz gibi, orucumuzu tutmamız, ibadetimizi yapmamız lâzım" diyordu. Be adam, tarif ettiğin, önerdiğin bu şey laikliğin ta kendisi zaten!

Lamı cimi yok. Bu Işid, El-kaide, Boko Haram ve benzerlerine karşı kategorik bir tavır takınılması, örneğin Suriye'de Esad'ın desteklenmesi şart. Laiklik askıya alındığı vakit İslam coğrafyasında kan gövdeyi götürür. Türkiye için de en öncelikli konu laiklik. Kim neye inanıyorsa, bireysel bazda inancını yaşayıp, ibadetlerini ifa eder zaten. Gelgelelim, Tanrı ile insanın arasına bir üçüncü girdiğinde orada kaos baş gösteriyor. Toplumsal hayatın ve devletin, bir dinî inanca göre inşa edilmesi hâlinde, orada baskı, terör, şiddet, kan eksik olmuyor.



Türkçe rock sevenler, Bulut Bazen grubunun Hayallerinin Peşinde (2014) albümüne bir şans versin derim. Hikâye adlı parçaları aklımda yer etti. Gece'nin, İyi Niyetli Bir Gün (2014) albümünü de beğendim. Bulut Bazen ile Gece benzer şarkılar yapıyorlar. Caz seviyorsanız ve Türk kadın solistlerin hepsinin aynı ses tonundan sıkıldıysanız, Ercüment Gül'ün Aniden'i (2013) vokalsiz bir albüm. Klasik Türk Müziği sevenler için, Fatih Erkoç'un Babamdan Miras (2012) albümü birebir. Fatih Erkoç'un sesini severim. 1991 yılında yaptığı Ellerim Bomboş adlı albümü hâlâ tümüyle ezberimdedir. Eline hangi enstrümanı verseniz çalan bu birikimli müzisyenin Türk Sanat Müziği eserlerini icrası dinlemeye değer. Fazıl Say'ın Say Plays Say (2014) albümü de takdire şayan. Yine Bir Gülnihâl'den Nietzsche und Wagner'e, Türk Marşı'ndan Paganini'ye bazı parçaları Fazıl Say kendi üslubunca yorumlamış. Keyifle dinledim. Piyano seviyorsanız, Klasik Batı Müziği'ni sevin ya da sevmeyin, Fazıl Say dinlenir. Son olarak, bu sıralar loş ışıkta, akşamları kitap okurken bana Olafur Arnalds'ın albümleri eşlik ediyor. Amiina'nın Kurr (2007) ve Tides of Nebula'nın Earthshine (2011) albümleri de tıpkı Arnalds'ınkiler gibi, ruh dinlendirici, sarıp sarmalayan türden ve sözsüz. Sizi bilmem ama, şahsen, kitap okurken rock dinleyemem.

İzmit'te tiyatrolar kışın oldukça etkin olsa da, insan İstanbul'da yaşayanların olanaklarına imrenmeden edemiyor bazen. Mesela 16 Şubat'ta, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda Ólafur Arnalds'ın konseri varmış. 

Bu arada İzmit'e hemen her gidişimde Elektronik Kent Müzesi'nin bilmeden yanından geçiyormuşum. Bir dahakine içini gezeyim bari.

Aklıma şu geldi. Bence bir kitapsevere verilebilecek en güzel armağan, derleme, ciltli, özel bir baskı. Örneğin Ursula L. Guin'in Yerdeniz altılısının derlendiği kocaman bir kitap var. Yaşar Kemâl'in İnce Memed dörtlüsü var. Edgar Allan Poe'un tüm öykülerinin bir derlemesi, Thomas Mann'ın Büyülü Dağ'ı ve Musil'in Niteliksiz Adam'ı var ikişer cilt hâlinde. Özellikle Yerdeniz'den daha güzel bir armağan tasavvur edemiyorum.

Tamer.