25 Temmuz 2014 Cuma

William Golding ve Sineklerin Tanrısı Üzerine


William Golding'in "Sineklerin Tanrısı" adlı kitabını bilirsiniz. Ya okumuş, ya filmini izlemiş, ya da en azından duymuşsunuzdur. Bir kaza sonucu bilinmeyen bir adaya sürüklenen ve orada, yetişkinlerin yokluğunda yaşam mücadelesi veren çocuklar. Kitapta Golding, insanın doğasına dair kötümser bir bakışaçısı geliştirir. İlk günahın taşıyıcısı olan insanoğlu, dünyaya günahkâr olarak gelmektedir. Kötülük onun doğasında vardır. Zaptedilmediği sürece, kontrol edilmediği sürece kötülük yapması kaçınılmazdır. İnsanoğlu ancak dışarıdan engellenerek ya da kendi kendisini frenleyerek kötülüklerden imtina edebilir. Öte yandan kimileri, örneğin Ralph gibi çocuklar, adeta doğuştan iyidir. 

Şahsen insan doğası argümanlarına karşıyım. Kropotkin gibi düşünürler insanın doğası gereği dayanışmacı olduğunu savunurken, İngiliz filozof Hobbes, "insan insanın kurdudur" demiştir. Okuduğum kadarıyla, insanın doğasına, özüne, yapısına dair bu tartışmalar bir türlü son bulmuyor. En nihayetinde özcülük kapsamında ve sonuçsuz kalıyor. Özcü değil de varoluşçu bir açıdan bakarsak, dünyada, iyi insanlar kadar kötü insanlar da var. Ha, sorsanız, herkes iyi, herkes şiddet karşıtı, herkes savaş karşıtı, herkes barış yanlısıdır; fakat biz kişilerin beyanlarını değil de yaptıklarını esas almak durumundayız. Golding'in irdelediği sorun da bu: Kötüler varken iyiler nasıl kazanabilir?

Kötüler acımasızlıklarıyla üstünlük kurmaya meyillidir. Ralph ve Piggy'nin temsil ettiği iyiler, sürekli demokratik bir tartışma ortamı kurmaya, iş bölümü yapmaya, dayanışmaya ve kurtarılacaklarına dair iyimser olmaya çalışırlar. Jack ve şürekası ise kısa zamanda vahşileşir. Lider olmak ister. Şiddet uygulamaktan çekinmez. Adada, şiddet eylemlerini dayandıracakları irrasyonel bir inanç bile yaratırlar. Öldürmekten çekinmezler. Öldürülen her birey, adadaki, varolduğuna inanılan canavara sunulan bir kurbandır. Güçlü olan haklıdır. Jack'i kimse sorgulamaz. Onun arkadaşları, çevresi değil, müritleri vardır. Herkesi ona biat etmeye çağırır. Bu durumda Ralph ve Piggy'nin olgun tavırları, muhtemelen uzun süre, belki de bir ömür boyu o adada yaşayacakları için bazı kurallar oluşturmak istemeleri, paylaşmaktan söz etmeleri hiçbir işe yaramaz. Kötüler, güdülerini güçle ve irrasyonalizmle birleştirmişlerdir bir kere. Sırf iyi niyetle ve güzel sözlerle durdurabilene aşk olsun.

Öyleyse çözüm nedir? Sanırım iyilik güç ile birleşmeli, iyiliğin güç kullanma hakkı saklı olmalıdır. Aksi halde, naif bir iyimserlik, iyilerin sonunu hazırlamış oluyor. Şiddete karşı olmanız soylu bir tavır olabilir. Öte yandan, eğer karşınızdaki kişi ya da grup da şiddet karşıtı değilse ve siz silahsızsanız, yok olmaya mahkumsunuz demektir. Golding bu konuda ne derdi, bilemiyorum, belki bir araştırmak, mülakatlarını bulup okumak gerek.

Kitabını okumamış olsanız bile, 1990 yapımı filmi izlemenizi öneririm -naçizane.


Tamer Ertangil.