1 Temmuz 2014 Salı

Dünyayı Çirkinleştiren ve Hayatı Cehenneme Çeviren Bir İdeoloji: Siyasal İslam


"Müzik ansızın söndürülmüş gibi, birdenbire sustu, dans edenler silinip gittiler, gecenin içine karıştılar, ışıkların da yarısı sönmüştü. Klingsor karanlık kapılara baktı. Dışarıda ölüm duruyordu. Onun durduğunu gördü. Kokusunu aldı. Şosedeki ağaçların yapraklarına vuran yağmur damlaları gibi kokuyordu ölüm." (Klingsor'un Son Yazı, H. Hesse, s. 50)

Dışarıda ölüm kol geziyor. Kara istilacı siyasal İslam'ın en radikal dalları çoktan meyve verdi. Yanıbaşımızı karanlığa boğuyor. Takınılan mağduriyet maskesine aldanıp koşulsuz hoşgörü göstermenin acı sonuçlarını hep birlikte deneyimliyoruz. Meğer en ılımlısı ile en radikali arasında yalnızca bir derece farkı varmış -bunun ayırdına varmakta bir hayli geç kalmışız. Ne acı. Meğer en ılımlı dediklerimiz dahi, kafa kesen, korku salan, hunharca cinayet işleyen katilleri kınamakta tereddüt ediyormuş. Meğer ılımlı görünenler birer maskeli balo müdaviminden ibaretmiş. Meğer Kabe'yi yıkacağını dünyanın herhangi başka bir köşesinde kim söylese sokaklara dökülecek olan bu takiyyeciler, aynı sözleri Işid dillendirdiğinde gık çıkartmayacak kadar onları sahipleniyormuş. Meğer onlar, en acımasız katilleri bağırlarına basacak kadar insanlıktan yoksun, onları en fazla "mahallenin yaramaz çocukları" diye nitelendirecek kadar tarafgir ve -tüm bu yaşananlardan sonra, hâlâ- "gerçek İslam bu değil!" diyecek kadar da kurnazmış.

Siyasal İslam'ın son yıllarda Türkiye'de yükselmiş olması ve eğitim sisteminde yapılmış olan değişikliklerin ardından kimse çıkıp da Işid'in kınanmasını beklememeliydi zaten. Bilakis, bu ülkede Işid'e eleman yetiştirecek bir eğitim sistemi oluşturulmuştu bir süredir. İnancın bireysel düzlemde kalmadığı, yalnızca kişinin kendisini bağlamadığı fakat eğitim sistemine temel teşkil ettiği ve siyaseti şekillendirdiği yerde sonuç felaket olur. Ama birdenbire, ama tedricen. Hesse'nin dediği gibi, müziğin bir anda sonu gelebilir, dans edenler silinip gidebilir. Bu ülkenin neşesinin, huzurunun, şen kahkahalarının yasaklandığı, sıkıcı, karanlık, gaddar, bilmiş, kibirli ve iç karartıcı bir atmosferin hükmünü sürdüğü günler git gide yaklaşırken, bunun canlı bir örneğini Irak'ta görüyoruz. Hayatı insanlara zehir etmek için ellerinden geleni ardına koymayan Işid ve türevi cani sürüsü, cennete gitmek uğruna hayatı cehenneme çeviren, dokundukları her şeyi zehirleyen, güzel dünyamızı çirkinleştiren kara istilacılardır -ölüm meleğinin cisimleşmiş halleri. Safi kötülük.

Umudum o ki, Irak'taki tüm diğer unsurlar, gerekirse dış güçlerin de desteğiyle, başlarındaki bu belayı yok eder.

Tamer Ertangil.

Not: Şu sıralar hakim olan, dini eğitim vererek daha ahlaklı bir nesil yetiştirileceği inancı, sırf bir yanılsamadan ibarettir.