1 Mart 2014 Cumartesi

Yeni Kitabım Çıktı: Biri Bilim Masaldır mı Dedi?

Biri Bilim Masaldır mı Dedi?
Bu kez yeni bir yazı değil, yeni kitabımın arka kapak yazısını ve kitaptan iki alıntı paylaşmak istedim. Kitabı büyük kitabevlerinde ve kitap satış sitelerinde bulabilirsiniz. Kitabın arka kapak yazısı şöyle:

"Paul Karl Feyerabend (1924-1994) yalnızca bilim felsefesi çalışanlar için değil fakat tüm bilim camiası, giderek tüm bireyler için önemli bir filozoftur; zira onun düşüncelerinin etkilerini günümüzde gerek yazılı ve görsel basında, gerek sosyal medyada, hatta gündelik yaşamımızın hemen her alanında görmek mümkündür.

Bilginin kişilere ve toplumlara göre değişken olduğu inancının, başka bir deyişle bilişsel göreciliğin hepimizin içine işlediği günümüzde, sağlıklı düşünme olanakları bir hayli kısıtlanmış görünüyor. Gündemi takip ettikçe görüyoruz ki, ayaklarımızın altında nesnel bir zeminin kalmadığı, sağlıklı bir tartışma ortamının ortadan kalktığı, gerekçe ve kanıtların önemini yitirdiği ve herkesin kendi inandığı kanaati ödün vermeksizin savunduğu bir ortamda, geriye kalan yalnızca bir sağırlar diyaloğu oluyor. Herhangi bir sınamaya tabi tutulamayan, dolayısıyla yanlışlanamayan kanaatlerin doldurduğu toplumsal yaşam adeta bir savaş meydanına dönüyor. Geriye ise –hep varsayıldığı üzere- bir hoşgörü ortamı değil fakat –maalesef- bir kuvvetler mücadelesi kalıyor. Sonuç: Güçlü olan haklıdır; yani aklın ölümü.

Bu kitapta Feyerabend’in bilim felsefesi hem tanıtılmakta, hem de epistemolojik ve politik açıdan eleştirilmektedir. Bilişsel göreciliğin eğitimde, politikada ve gündelik yaşamda egemen hale gelmesi halinde ortaya çıkabilecek ve çıkmış olan sorunlar gösterilmekte ve Feyerabend’in tüm eleştirilerine karşın bilimsel yöntemin hakkı teslim edilmektedir. Günümüzde –kutsal olmak iddiasında olmadığı ve tam da bu yüzden savunmasız olduğu için- modern bilime karşı yapılan saldırılar bu denli yoğunken, bilimin bir savunmasını yapmak, toplumun her hücresine sirayet etmiş olan kafa karışıklığını gidermek açısından da hayati önem taşımaktadır."

Kitaptan bir alıntı:

"Bilimsel yöntemin esasen günlük yaşamdaki akıl yürütmelerden farkı yoktur. Örneğin, eve yeni giren birisi sırılsıklam bir haldeyse, dışarıda havanın yağışlı olduğunu düşünmemiz için ortada makul bir gerekçe vardır. Bir cinayetin failinin belirli bir kişi olduğu iddia edildiğinde, neye dayanılarak bu iddianın ortaya atıldığını sorarız. Eğer zanlının parmak izleri olay mahallindeki ve maktulün üzerindeki parmak izleriyle uyuşursa, zanlıyı olay saatinde olay mahallinde ya da civarda görenler olmuşsa ve ortada kamera kayıtları varsa, zanlının, cinayetin faili olduğuna inanmamız için ortada kanıtlar var demektir. Hal böyleyken, sokaktan geçen herhangi birisinin değil de, bu kanıtların işaret ettiği kişinin zanlı olarak değerlendirilmesi daha rasyonel bir seçenek olacaktır. Bilimsel kuramların değerlendirilmesi de bu örnekle benzerdir. Ele alınan kuram çok estetik, kulağa hoş gelen, toplumsal önyargılarımızı okşayan, inançlarımızla uyumlu, müthiş bir deha ürünü vb. olabilirse de, esas olan, olgusal kanıta sahip olup olmadığı ve bunun yanı sıra öndeyi, açıklama, yalınlık ve tutarlılık gibi epistemik ölçütleri karşılayıp karşılamadığı, ya da ne kadar karşıladığıdır. Feyerabend, olguların sanıldığı kadar önemli olmadığını söylerken, alternatif olarak karşı-tümevarım yöntemini salık verecek, böylelikle kuramların olgularla değil fakat başka kuramlarla, hatta bilimsel olmayan her tür iddiayla karşılaştırılmasını söyleyecek, ancak bu öneriyi kabul etmemiz için yeterli gerekçe sunmayacaktır."

Bir alıntı daha:

"Feyerabend’in bilime getirdiği eleştirilere genel olarak bakıldığında, ortaya çıkan en önemli sorunlardan birisinin, onun bilime ciddi bir alternatif sunmaması olduğu söylenebilir. Modern bilimi reddettiğimizi varsayalım. Tüm hipotezler ve kuramlar birer kanaatten ibaret olsun. Mantıksal akıl yürütme bir kenara bırakılsın. Değerlendirmeler yapılırken empirik kanıta ve epistemik ölçütlere başvurulmasın. Böyle bir durumda alternatif nedir? Süslü püslü bir retorik mi? Kutsal kitaplar mı? Yerleşik gelenekler mi? Toplumsal önyargılar mı? Gizemcilik mi? Otorite sayılan kişilerin sözleri mi? Bilime ve bilimsel metodolojiye eleştiri getirmek elbette makuldür; zaten bilim felsefesinin görevlerinden birisinin de bu olduğu söylenebilir. Öte yandan, bilime topyekûn bir karşı çıkış, alternatifin ne olduğu sorusuna yanıt vermeyi de gerektirmektedir. Bilime Feyerabend tarafından getirilen eleştirilerin ve daha genel olarak epistemik göreciliğin, daha ziyade geleneksel ve dogmatik kişi ve kurumlarca destekleneceğini öngörmek mümkündür. Papa’nın doktrin konularındaki uzmanı Kardinal Ratzinger’in, Parma’da Galileo hakkında yaptığı bir konuşmasında, görüşlerini desteklemek için Feyerabend’i anmış olmasının, Feyerabend’in bilim eleştirisinin irrasyonalist çevrelerce nasıl da sahiplenildiğinin somut bir göstergesi olduğu söylenebilir."

Kitabı satın almak isterseniz, kitapyurdu bağlantısı şu: http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=686272


İyi okumalar,
Tamer Ertangil.