2 Şubat 2014 Pazar

"Çok Peşin Hükümlüsün!" Yargılar ve Önyargılar.


Günümüzde yargı ve önyargı kavramları birbirine karışmış görünüyor. Herhangi bir yargı ifade ettiğiniz vakit, size önyargılı olduğunuz söylenebiliyor. Önyargı hiçbir deneyim olmaksızın bir yargıya varmaksa da, tüm yargılar bu şekilde, yaniönyargı biçiminde olmak zorunda değil. Yargı, bir deneyime dayandığı vakit ona önyargı denemez artık. Örneğin bir kişi hakkında hiçbir fikrim olmadığı halde, onu hiç tanımadığım halde, onun hakkında çeşitli yargılarda bulunursam önyargılıyımdır. Ama onunla zaman geçirmişsem ve ona dair kafamda oluşan fikir belirli deneyimlere dayanmışsa, o kişi hakkında ifade ettiğim yargı artık önyargı değil, yargıdır. Bu söylediklerim yalnızca kişilerle sınırlı kalmak zorunda değil, her şeye genişletilebilir. (Kant'ın terminolojisiyle ele alırsak konu daha berraklaşabilir: Önyargı öyle bir yargıdır ki, sentetik a posteriori olmadığı halde öyleymiş gibi davranarak büyük ihtimalle yanılır)

Önyargının ne olduğuna dair genel olarak bilgimiz çok eksik gibi geliyor bana. Gadamer, Hakikat ve Yöntem (Wahrheit und Method) adlı iki ciltlik başyapıtında bu konuyu derinlemesine irdeliyor. Hayatın her alanında, insanlar hakkında, filmler hakkında, sanat eserleri hakkında, ne aklınıza geliyorsa, yorum yapma becerisini geliştirebilmek için Gadamer'in söz ettiğim felsefi eseri okunmalı. Amazon.com'da kitap hakkında yapılan bir yorumda kitabın zorluğundan söz ediliyordu. Yorumcu, felsefi metinlere zaten aşina olduğunu, buna rağmen Hakikat ve Yöntem'i okurken çok zorlandığını ifade ediyordu.

Kafamda bazı öncelikler var, onlar hallolsun, elbet bir gün okuyacağım o kitabı. Her yorum yalnızca bir şahsi kanaatten ibaret değildir. Eğer öyle olsaydı, zevkler ve renkler tartışılmaz, herhangi bir konuda herkesin görüşü eşdeğer hale gelirdi. Nesnele yaklaşan, en azından daha doğru, doğruya daha yakın yorumlar yapabilmek için akıl yürütme, sentezleme, kişisel deneyim, felsefe, sanat ve tarih bilgisi kadar bir de bu konuda, yani yorumbilgisi (hermenötik) alanında yazılmış eserleri okumak gerekiyor diye düşünüyorum. Öğrenmenin sonu yok, ama özellikle Gadamer okumadığım sürece kendimi bu konuda hep eksik hissedeceğim açıkçası.

Tamer Ertangil.