19 Ocak 2014 Pazar

Yerçekimi (Gravity) (2013): Bir Değini


Yerçekimi'ni izlemeden önce aklımda şu çok sevdiğim, hatta ilk kitabımın en başlarında alıntıladığım cümleler vardı:

“Yataktan kalkıp dengesini bulmaya çalıştı; gerçi topuklarının yere tam yapışmadığını hissediyordu, ama fena değildi. Geminin yerçekimi çok zayıf olmalıydı. Bu duyguyu pek sevmemişti; sürekliliğe, sağlamlığa ve katı gerçeklere gereksinimi vardı. Bunları aramak için küçük odayı sistemli bir biçimde incelemeye başladı.” (Ursula K. Le Guin, Mülksüzler)

İnanıp mücadele etmek ve asla vazgeçmemek teması üzerine kurulu bir filmden ziyade daha derinlikli bir film beklentisine girmiş olmamın çeşitli nedenleri var. Yukarıdaki alıntıda görüldüğü üzere, yerçekimi konusu çok daha etraflıca ele alınabilir; İnsan'ın gelip geçen an'a değil de kalıcı olana dair süregelmiş arzusu, buna dayanarak yeryüzünde kurduğu egemenlik, yerleşik hayat ve devasa kentlere gönderme yapılabilirdi. Ama filmde tam tersine bir kaçış söz konusu: Yeryüzündeyken sürekli otomobili ile yolda olmayı tercih eden, kızının ölümünü bu şekilde aklından silmeye çalışan, bununla ancak ölümle burun buruna geldiği vakit yüzleşebilen, sabitlenmeyi kabullenemeyen birisi. İçindeki çatışmayı filmin sonunda çözmüş gibi de görünmüyor. Ayaklarının yere sağlam basmasını değil, tam tersine -tıpkı otomobilinde hep yolda olması gibi- uzayda, yerçekimsiz ortamda gönüllü olarak görev almış gibi görünüyor -her ne kadar bunu dillendirmese de. Daha derinlikli, daha felsefi, pekçok temayı etraflıca ele alan bir film bekliyordum; çünkü "2001: Bir Uzay Yolculuğu" gibi bir filmi kim izlese aynı beklentiye girerdi. Sanırım Kubrick'in 1968 yılında çektiği o filmi gölgede bırakmak asla mümkün olmayacak.

Çok büyük beklentilere girmemin bir nedeni de filmin IMDB puanı: 8.3. Film yeni diye olsa gerek, yakında düşecektir. Tabi bu söylediklerimden filmi beğenmediğim anlamı çıkmasın.

İyi seyirler,
Tamer Ertangil.