7 Ocak 2014 Salı

Nietzsche'ye Kısa bir Değini


Nietzsche'ye karşı hep mesafeli olmuşumdur. Filozofun çok sayıda kitabı var. "Böyle Buyurdu Zerdüşt", "İyinin ve Kötünün Ötesinde", "Tradegyanın Doğuşu", "Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe" kitaplarını okudum. Nietzsche üzerine yazılmış tonla yazı var. Kendisine değinilmeyen bir felsefe kitabı ise yok gibi. Apollon'a, yani ölçülülüğe, makul olmaya, rasyonaliteye karşı duyguları, coşkunluğu, makul olmamayı, irrasyonaliteyi temsil eden şarap tanrısı Dionysos'u yüceltmesi gerçekten de cezbedici -her ne kadar ben bu iki eğilim arasında denge kurulması gerektiğini düşünsem de: Tıpkı egonun ID(Dionysos) ve superego(Apollon)yu dengeleyerek sağlıklı olmasında olduğu gibi. Nietzsche'nin yazdıklarına bakıldığında hayatın kendisinin bir sanat eseri haline gelmesini istiyor gibi. Ortalama olandan, vasatlıktan, bayağılıktan nefret ediyor. Soylu, yüce, yüksek değerleri temsil eden üst-insanın birgün geleceğine dair bir umut taşımışsa da, eminim bugünleri görseydi daha erken yaşta delirirdi.

Nietzsche okurken bence temkinli olmak gerek. Çünkü Nietzsche sapına kadar seçkinci. Irk vurgusu yapıyor. Halkı hor görüyor -hem de nasıl! Demokrasinin insanın küçüldüğüne delalet ettiğini söylüyor. Hani yukarıda söz ettiğim, hor gördüğü o "ortalama olma hali"nin demokrasi ile yüceltildiğini savunuyor. Sadece şunları sormak isterdim ona: Bu denli yücelttiğiniz soylu insanlar, seçkinler, o yüce azınlık egemen olsa, hatta tüm insanlık bu seviyeye erişse ve üst-insanların sayısı artsa dahi zamanla bir yozlaşmanın ortaya çıkmayacağını nasıl garanti edebilirsiniz? Ya o seçkinler de zamanla tembelleşir, yozlaşır, vasatlaşırsa? Eşit haklardan yana olmadığınızı söylüyorsunuz: Ya o hor gördüğünüz yığınlar içerisinde ortalamanın üstünde insanlar da varsa? 

Sorular çoğaltılabilir.

Pekçok kişi Hitler'in Nietzsche'yi yanlış anladığını söyler. Aslında Nietzsche geleneksel değerler sisteminin yıkılışıyla (Gott ist tot!) birlikte ortaya çıkacak olan nihilizm tehlikesini işaret etmek istemiştir, vs. Ben Nietzsche ile Hitler'i aynı kefeye koymuyorum; gelgelelim Nietzsche'nin bazı metinleri Hitler gibilerini en azından esinleyecek nitelikte.

Yine de bu müthiş insan kendisini okutuyor. Sanırım zamanla bütün kitaplarını okumuş olacağım. Müthiş bir belagatin yanına eklenmiş kibir, hınç ve nefreti düşünün, okunmaz mı?

"Münzevi hiçbir felsefecinin -diyelim ki her felsefeci, her zaman, öncelikle münzevidir- gerçek ve en son düşüncelerini kitaplarında dile getirdiğine inanmaz: Kitaplar insanın içinde olanı saklamak için yazılmaz mı? - Evet, kuşku duyacaktır, felsefecinin 'en son ve gerçek düşüncelerine' sahip olabileceğinden, her mağaranın arkasında bir başka mağaranın bulunmasından, bulunması gerektiğinden - daha bir kuşatıcı, daha yabancı, daha zengin dünya yüzeyinin üstünde, bir uçurum her temelin altında, 'her temellendirmenin'. ... Her felsefe, bir felsefeyi de saklar; her düşünce bir saklantıdır, her sözcük bir maske." (İyinin ve Kötünün Ötesinde, s. 211)

Hiçbir filozofun hiçbir kitabında düşüncelerini tam manasıyla ortaya koymadığına katılıyorum. Bilinçli ya da bilinçsiz sürekli saklanan bir şeyler var. En azından bilinçdışı diye bir şey var. Hiçbir otobiyografi tam anlamıyla içten değil -gibi geliyor. İlla ki saklanan bir şeyler var.

Tamer Ertangil.