24 Kasım 2013 Pazar

Öğretmenler Günü ve Çözülmesi Gereken Sorunlar

Bir sınıf ortamı.
Öncelikle tüm öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler gününü kutlarım. Bu vesileyle birkaç paragraf karalamak istiyorum. Okumaya üşenenler doğrudan doğruya son paragrafa, özete atlayabilirler :) Dersane meselesi hakkında bir yorumum yok. Ne diyeyim? Al birini vur ötekine. Cemaatle hükümet birbirini yesin dursun. Ben şahsen eğitimin parasız olması gerektiğinden yanayım. Eh, dersaneler özel okula dönüştürülecek diyorlar, o zaman sonuçta yine paralı olacaklardır. İşin özü aynı kalacak. Onu bunu bilmem ama dersanecilik adı altında ideolojik propaganda yapılmasından da rahatsızım tabi. Abiler, ablalar filan. Bu arada hükümetle cemaat iyice birbirine girse de şu Samanyolu TV denen ucubeye de bir el atılsa iyi olur diye düşünüyorum. Oradaki dizilerin çocukların psikolojilerini bozduğunu iddia edebilirim. Cehennem tasvirleri, sakallı dedeler, sürekli ağlayan insanlar. Sanki öbür tarafı görmüşler de filmini çekiyorlar, hey Allah'ım.

Okula serbest kıyafetle gitmeye devam ediyorum. Bu sayede daha özenli giyinmeye başladım. Çeşit çeşit gömlek, kazak ve pantolon aldım. Önceden okulda takım elbise giyince, eh, çoğunlukla da işten çıkınca eve gittiğimiz için, özellikle kışlık giyim çeşidimi çok dar bir yelpazede tuttuğumu fark ettim. Takım elbise giymeden de gayet şık olunabileceğini, sadeliğin bir estetiği olduğunu düşünüyorum. Serbest kıyafet kararımdan ötürü başıma bir iş gelmedi, hatta okula gelen müfettişler de bu konuda hiçbir söz etmedi. Zaten eğer başıma bir iş gelirse bu durum ayrımcılığın belgesi olur; zira türbanlı öğretmenler henüz türban kamuda serbest bırakılmadan önce öyle giyinip gelmeye başladılar ve başlarına bir şey gelmedi. Neyse. Tüm öğretmen arkadaşlara serbest kıyafetle okula gitmelerini öneririm. Resmi bayramlarda giyersiniz takımınızı. Artık bu işin önü açıldı, kapanmaz. İşin konforu ise ayrı bir konu. Eskiden nöbetçi olduğum günler yorulurdum. Meğer yorulmamın nedeni kıyafet ve ayakkabı imiş. "Oh be, konfor varmış!" diyerek bu konuyu kapatayım.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yapması gereken işlerden birisi, İmam Hatip dışında kalan tüm liselerin orta kısımlarını açmak olmalı. Fen, Anadolu, Spor, Sosyal Bilimler ve sair liselerin orta kısımları şu an kapalı. Öğrencilere ilgi, istek, başarı ve yeteneklerine göre yönlendirme yapılacaksa yalnızca imam-hatip ortaokullarının açılmış olması bu talebi karşılamaya yetmez. Hükümetin bu konuda ideolojik bir tutum takındığını biliyoruz. Ama zamanla mecburen diğer ortaokulları da açacaklardır. Aksi halde adları ayrımcıya, imtiyazcıya çıkar ve bizler bunu her ortamda dillendiririz. Birkaç sene geçsin, imam-hatiplerde yetiştirecekleri yeni nesli de göreceğiz. Bakalım hepsi ahlaklı, örnek, pirüpak insanlar mı olacak yoksa her yerde olabileceği gibi orada da sorunlu bireyler olacak mı. Eğer "muhafazakar yapımız şöyle", "muhafazakar yapımız böyle" diyerek o çocukların üzerinde fazla baskı kurarlarsa normalden daha sorunlu bireyler de yetişebilir, hazır olsunlar.

Zorunlu din dersleri kalkmalıdır. Hatta emin olun kalkacaktır da. İster tabandan gelen talepten, ister AB uyum sürecinden, isterse de insan hakları beyannamesi baz alınarak olsun, zorunlu din dersleri kalkacak ve seçmeli hale getirilecektir. Dileyen seçer zaten. Bilimsel eğitim ideolojik değildir fakat din eğitimi ideolojiktir. Bunları aynı kefeye koyamazsınız. Bilimsel eğitim alan bir çocuk dogmalarla değil fakat gerekçelerle ve kanıtlarla düşünür, sorgular. Dini sorgulayamazsın. Herhangi bir dinin, mesela insanın kökeni veya evrenin oluşumu üzerine ortaya attığı dogmatik iddialar birer Tanrı kelamı olduğu için, onların yanlış olduğunu iddia etmek ve onları sorgulamak dinden çıkma ya da sapkınlık olarak değerlendirilebilir. Bilimsel eğitime alternatif olarak böyle bir eğitimle yetiştirilmiş bir yurttaşın eleştirel bilincinin gelişmeyeceğini, ya da en iyi ihtimalle bilimsel eğitime göre daha az gelişeceğini öngörmek mümkün. Oysa hipotezlerle, gerekçelerle ve kanıtlarla düşünen, matematik, fen, geometri, mantık, felsefe ve sosyal bilimler dersleri alan bireyde sorgulama, karşılaştırma, kanıtları tartma, hipotezi sınama gibi eğilimler olur. O çocuk yetiştiğinde "bence C şıkkı Hocam, bana öyle geldi, içime doğdu" demez ama "bence C şıkkı Hocam, çünkü şundan, şundan ve şundan ötürü" diyerek gerekçelerini sıralar.

Kızlarla erkekleri ayrı okullarda tutmaya gelince, bana sorarsanız, toplumda kadın ve erkeğin bir arada geçirdiği zaman miktarı ne kadar azalırsa o toplumda nezaket ve centilmenlik o kadar aşağıya düşer, kaba sabalık ise tavan yapar. Kız öğrencilerle iletişimi asgari düzeyde tutmuş bir erkek öğrencinin, yetişkin olduğunda bir kadınla konuşmayı, ona doğru düzgün hitap etmeyi bile beceremediğine tanık olmuşsunuzdur. Daha ileri giderek diyebilirim ki eğer erkek ve kız öğrencileri bir araya gelemeyecek şekilde, okulda, yemekhanede ya da başka mekanlarda ayırırsanız, sağlıklı bir psikolojik gelişme göstermeleri de riske girebilir. Daha da ileri giderek diyebilirim ki bu haremlik selamlık uygulaması bizim kültürümüze terstir. Türkiye'de misafirliğe gidildiğinde iki aile aynı salonda ya da misafir odasında oturur, sohbet eder, çayını içer. Benim büyükanne ve büyükbabalarım köy yerinde yan yana oturur, bayramlarda bizleri bir arada karşılarlardı. Bu Suudi Arabistan özentiliğinin varacağı nokta kadınların araba kullanmasını yasaklamak, onları kamusal alandan tamamıyla silmek olacaktır. Zaten Mehmet Şevket Eygi dememiş miydi: "Şu kadına bir bakın, bir elinde dondurma diğer elinde cep telefonu, sokakta hem telefonla konuşuyor hem de dondurmasını inek gibi yalıyor". Zihniyet bu. Kadın dışarıda dondurma yemesin, telefonla da konuşmasın. Hatta hiç dışarı çıkmasın. Zaten kadının yeri evidir, ne işi var dışarıda? Bu Suudi taklitçiliği Türkiye'de kök salmaz, insanlar ayaklanır vallahi. Hiç özenmesinler bence.

Kısacası (1) AK Parti ile cemaat kapışması beni enterese etmiyor, yesinler birbirlerini; (2) okullarda serbest kıyafet uygulamasına devam; (3) madem demokrasi var, imam-hatip dışındaki ortaokullar da açılmalı; (4) zorunlu din dersleri kalkacak; (5) kız ve erkek öğrencileri ayrı okullarda okutma sevdasından vazgeçilmeli.

Öğretmenler gününüz kutlu olsun!
Tamer Ertangil.